Kelimeler arşivi içinde; sonunda "beddua" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu beddua ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında beddua olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde beddua olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BEDDUA
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEDDUA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEDUVA
Beddua, ilenç. Beddua.
BEDVA
Beddua, ilenç. Beddua, bk. bedduva.
LANETLEMEK
Kargımak, beddua etmek, lanet etmek. Dinden kovmak. Tanrı, merhametinden yoksun bırakmak.
KARGIŞ
Kargıma işi veya bu maksatla söylenen sözler, lanet, telin, beddua, ilenç, alkış karşıtı.
BEYDAVA
Beddua, ilenç.
BEYDEVA
Beddua, ilenç.
BEDDA
Beddua, ilenç.
KAHRETMEK
Ezmek, perişan etmek. Kendine dert etmek, içlenmek, çok üzülmek. İlenmek, beddua etmek. Çok üzmek.
GARĞILAMAK
Beddua etmek.
AHLI
Duygulu, içli kimse. Ah almış, ilençli, beddualı kimse.
GARGIŞ
İlenç. Beddua: gargış gargamak. Beddua. Kargış, beddua.
BEDOVA
Beddua, kargış.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.
LANET
Tanrı'nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua. Kötü, berbat, çok kötü. Bir ilenme sözü.
BEDDAA
Beddua, ilenç.
İNTİZAR
Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme. İlenme, beddua, inkisar.
İLENMEK
Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek.
İLENÇ
Beddua, kargış.
DAVU
Konu, konuşulan şey. Beddua, ilenç.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.