Kelimeler arşivi içinde; başında "bebi" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. bebi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bebi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bebi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BEBİLLENMEK, BEBİRLENMEK
BEBİLLEMEK, BEBİRLEMEK
BEBİLDEK
BEBİŞCE
BEBİK, BEBİL
BEBİ
BEBİ
Derelerden karıklara su getirmek için çekilen bent.
BEBİK
Menengiç ağacı veya aynı ağacın dövülerek kahve gibi içilen meyvesi. (Kemah, Merkez).
BEBİL
Nazlı: Çocuğun üstüne çok düşersen bebil olur.
BEBİLLEMEK
Herhangi bir şeyin üzerine fazla düşmek, değer vermek.
BEBİLDEK
İyi konuşamayan, söylediği anlaşılamayan.
BEBİLLENMEK
Büyümek: Maşallah biraz bebillendi. Faydalanmak, birisinin sırtından geçinmek.
BEBİŞCE
Papatya.
BEBİRLENMEK
Faydalanmak, birisinin sırtından geçinmek. Geçimini sağlamak, geçinip gitmek: Ahmet şundan bundan aldığı para ile bebirleniyor. Böbürlenmek, gururlanmak. Mırıldanmak: Ne bebirlenip durursun?. Doyar gibi olmak: Karnım yenice bebirlendi. Gelişigüzel yere çömelmek, oturmak: Ne bebirlenip oturuyorsun, işin yok mu?.
BEBİRLEMEK
Ağırlamak, ikram etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde BEBİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HIRÇIN
Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse). Tiz, öfkeli (ses).
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
GÖZDE
Benzerleri arasında nitelikleri sebebiyle üstün tutulan, beğenilen, önem verilen (kimse veya şey), favori. Önemli bir kimsenin beğendiği kadın.
BEZE
Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde. Hamur topağı, pazı. Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılmış olan bir çeşit pasta türü.
GELGİT
Boşuna gidip gelme. Ay ve Güneş'in yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde, özellikle ana denizlerde su düzeyinin alçalması, kabarması olayı, metcezir.
EZİNTİ
Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik. Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı.
GEÇİŞME
Geçişmek işi. Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz. Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
DÜŞKÜN
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
GÜDÜ
Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik. Kaynağı akıl olan sebep, saik. Bireyleri bilinçli ve amaçlı işlerde bulunmaya yönelten dürtü veya dürtüler bileşkesi, saik. Bir etkinlik veya işin gizli sebebi.
FAMİLYA
Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.
HACIYATMAZ
Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak. Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse.
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ETKİ
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.
HÜSNÜTALİL
Herhangi bir olayı, asıl sebebinden daha başka bir sebebin genellikle de daha güzel bir sebebin sonucu olarak gösterme sanatı.
BAHANE
Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.
BINGILDAMAK
Et ve sıvı yumuşaklık veya şişmanlık sebebiyle oynamak, titremek.