Kelimeler arşivi içinde; başında "bağla" olan, toplam 66 adet kelime bulunmaktadır. bağla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bağla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bağla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BAĞLANTISIZLIK
BAĞLANTILILIK, BAĞLAYIVERMEK, BAĞLAYABİLMEK, BAĞLATABİLMEK, BAĞLANIVERMEK, BAĞLANABİLMEK
BAĞLARPINARI, BAĞLAYIVERME, BAĞLAMACILIK, BAĞLAÇSIZLIK, BAĞLATABİLME, BAĞLANIVERME, BAĞLAYICILIK, BAĞLANABİLME, BAĞLATTIRMAK, BAĞLAYABİLME
BAĞLAŞIKLIK, BAĞLARARASI, BAĞLAŞIMSIZ, BAĞLANTISIZ, BAĞLATTIRMA
BAĞLAÇLAMA, BAĞLARBAŞI, BAĞLAŞIMLI, BAĞLAMALIK, BAĞLANTILI, BAĞLARÜSTÜ
BAĞLANMAH, BAĞLANMAK, BAĞLAMALU, BAĞLAMSAL, BAĞLAŞMAK, BAĞLATMAK, BAĞLALMAK, BAĞLAYICI, BAĞLAMACI
BAĞLAŞIM, BAĞLAPÇI, BAĞLAYIŞ, BAĞLAŞMA, BAĞLAYIM, BAĞLAÇLI, BAĞLATMA, BAĞLAYAN, BAĞLAŞIK, BAĞLARCA, BAĞLAMAK, BAĞLANTI, BAĞLANMA, BAĞLANAK, BAĞLANIŞ, BAĞLANIM, BAĞLANAN, BAĞLANDI
BAĞLAŞI, BAĞLAMA, BAĞLAĞI, BAĞLANI, BAĞLAĞA
BAĞLAN, BAĞLAK, BAĞLAR, BAĞLAM, BAĞLAÇ
BAĞLA
BAĞLA
Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).
BAĞLAYABİLMEK
Bağlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAĞLAYIVERME
Bağlayıvermek işi.
BAĞLANIVERMEK
Çabucak bağlanmak.
BAĞLAÇSIZLIK
Aralarında sıkı ilgi bulunduğu halde iki kelime veya kelime öbeğinin bağlaçsız olmaları hali. ister istemez, Kan koça, Ağzına vur lokmasını al gibi. (Söz sanatı terimi) Cümlenin akışına hız vermek üzere bağlaç kullanmayış. Genç, ihtiyar, kadın erkek hepsi koşuştular. Çocuk koşuyor, zıplıyor, bağırıyor, oynuyordu, gibi. Tümcenin akışını hızlandırmak için bağlaçları atma sanatı, ör. "Onun geleceği duyulunca kadın, erkek, genç, ihtiyar yollara düştüler; yollarına çiçekler serptiler, candan alkışladılar...".
BAĞLATABİLMEK
Bağlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAĞLATABİLME
Bağlatabilmek işi.
BAĞLANIVERME
Bağlanıvermek işi.
BAĞLARPINARI
Bingöl şehrinde, Adaklı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Tokat ili, Zile ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BAĞLAYIVERMEK
Çabucak bağlamak.
BAĞLAYICILIK
Bağlayıcı olma durumu.
BAĞLANABİLMEK
Bağlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAĞLANTISIZLIK
Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.
BAĞLANABİLME
Bağlanabilmek işi.
BAĞLANTILILIK
Bağlantılı olma durumu, irtibatlılık.
BAĞLAMACILIK
Bağlamacının yaptığı iş.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAĞLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARACILIĞIYLA
-le bağlantı kurularak, -nın yardımıyla, vasıtasıyla, eliyle, yoluyla, marifetiyle, tarafından.
ANGAJMANSIZLIK
Bağlantısızlık.
ANGAJMANSIZ
Bağlantısız.
ANGAJE
"Bağlamak" anlamındaki angaje etmek, "bağlanmak" anlamındaki angaje olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
ANGAJMANLI
Bağlantılı.
APSELEŞMEK
Yara irin bağlamak, apse yapmak.
ANGAJMAN
Bağlantı.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
ARAÇ
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ARGIT
Geçit, boğaz, dağ boğazı, derbent. Keklik tutmakta kullanılan, tahtadan kapanların yan taraflarına bağlanan ağaç parça.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.