Kelimeler arşivi içinde; başında "basınç" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. basınç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu basınç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde basınç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BASINÇLAMAK, BASINÇLANMA, BASINÇÖLÇER, BASINÇÖLÇÜM, BASINÇYAZAR
BASINÇLAMA
BASINÇLI
BASINÇ
BASINÇ
Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.
BASINÇÖLÇÜM
Açık hava basınç ölçülerini değerlendiren etkinlikler.
BASINÇLAMAK
Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.
BASINÇÖLÇER
Hava basıncını ölçerek yer yükseltilerini ve hava değişimlerini tespit etmek için kullanılan alet, barometre.
BASINÇLAMA
Basınçlamak işi.
BASINÇLANMA
Dalgıcın dipten yukarı çıkarken vurgun yemesini önlemek amacıyla uymak ve beklemek zorunda olduğu çıkış zamanı, aksuna. Vurgun yiyen bir dalgıcı iyileştirmek için içine girdiği basınç odasında yapay olarak daldığı derinliğe indirme ve uymak zorunda olduğu çıkış zamanını aynen uygulama, aksuna.
BASINÇYAZAR
Hava basıncını ölçen ve kaydeden alet, barograf.
BASINÇLI
Basınç yüklenmiş olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde BASINÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GAZ
Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
GAZOZ
Meyve esansı, şeker ve karbon asidi ile yapılan, basınçlı hava ile şişelere doldurularak hazırlanan içecek.
ENJEKTÖR
Silindir ve pistondan oluşan ve ucuna iğne takılabilen, sıvı maddeleri vermek veya çekmek için kullanılan tıbbi araç, şırınga. Bir sıvıyı basınçla herhangi bir yere vermekte kullanılan aygıt.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
GRİZU
Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
BAROGRAF
Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet. Basınçyazar.
FIŞKIRMAK
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak. Bir şey bir yerde bol bol görülmek. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
İĞNE
Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.
DENETİCİ
Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz. Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine. Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet.
BRİKET
Linyit ve kömür tozundan basınçla elde edilen yakacak. Linyit, kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen, tuğla biçimli yapı malzemesi. Kum ve çimentonun birleştirilmesiyle elde edilen yapı malzemesi.
DOYMA
Doymak işi. Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması.
İZOBAR
Eş basınç.
GAZOMETRE
Gazların toplanması, belirli basınç altında dağıtılması için kullanılan depo. Gazölçer.
ANTİSİKLON
Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.
BAROMETRE
Basınçölçer.
GAZÖLÇER
Belirli basınç altında gelen gazın hacmini ölçmeye yarayan araç, gazometre.
BÜTAN
Metal bidonlar içinde az bir basınç altında sıvılaşan, yakıt olarak yararlanılan HC formülündeki hidrokarbür gazı.