BANLA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "banla" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. banla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu banla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde banla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BANLA

Horoz ötüşü.

BANLATTIRMA

Banlattırmak işi.

BANLATMA

Banlatmak işi.

BANLATMAK

Banlama işini yaptırmak.

BANLAMA

Banlamak işi.

BANLAMAK

Horoz ötmek. Bağırmak.

BANLATTIRMAK

Banlatma işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında BANLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BANLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞACALIK

Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. Gelinin erkek kardeşine oğlan evi tarafından yapılan elbise.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

SÜRMEK

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

PİRAMİT

Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim, ehram. Mısır firavunlarının mezarı, ehram. Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler.

MENDERES

Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği S harfine benzeyen kıvrım. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

SİLİNDİR

Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genel olarak motorlu araç.

BALABANLAŞMA

Balabanlaşmak durumu.

FALAKA

Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı. Bu araçla uygulanan dayak cezası. Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası.

AYI

Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.

AÇIKFORA

Ayakkabı tabanlarının kenarlarına yapılan süs. (Ankara).

SAYA

Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. Kadın giysisi. Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olduğunda çobanların yaptığı tören. Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılmış olan üstü samanla örtülü yer. İş önlüğü.

ABILA

Abla, büyük kız kardeş. Yenge. Hanım, hanımefendi. Karı, zevce. Görümce. Üvey kız kardeş. Koyunların sağım zamanlarında, süt sağan kadınlara çobanların hitabı. Umacı. Altmışaltı oyununda onlu.

PRİZMA

Işınları saptıran ve ayrıştıran, saydam maddeden yapılmış üçgen cisim. Alt ve üst tabanları birbirine paralel ve eşit iki çokgenden, yanal yüzeyleri de eşit ve paralel doğrulardan oluşan çok düzlemli cisim, menşur, biçme.

KEPENEK

Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük, aba. Pervane.

KAVAL

Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı.

PASTORAL

Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan (edebiyat türü), çobanlama.

ŞABANLAŞMA

Şabanlaşmak durumu.

KAÇAMAK

Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma. Bir şeyden kaçınma yolu. Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer. Mısır unundan yapılmış olan yağlı bir yemek. Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan. Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma.

KARIK

Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması. Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz). Sabanla açılan çizi. Ark. Arklar arasında kalan toprak parçası.

SEKBANBAŞI

Osmanlı ordusunda sekbanların komutanı.