Kelimeler arşivi içinde; sonunda "balağ" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu balağ ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında balağ olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde balağ olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BALAĞ
BALAĞ
Manda yavrusu, malak. Donun, pantalonun paçası. Şalvar, don, pantolonun paça bölümü.
Bu bölümde tanımı içerisinde BALAĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DENGİZ
Deniz; bol su (bu şekil daha çok mübalağalı ifadelerde geçer), bk. deniz. Erzurum ilinde, Tekman ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
AFURTMAK
Mübalağa etmek, ofartmak, şişirmek.
AFARTMAK
Mübalağa etmek, ofartmak, şişirmek. Aldatmak, kandırmak. Hırsızlık etmek, aşırmak, çalmak.
GABALAK
Tepe: Dün gabalağın başına çıktım. Şiş: Gabalak gözlü herifin biri. İki kulplu testi. Fazla sıkıştırılmamış, fazla basılmamış, kaba anlamında kullanılır. Dağınık, darmadağınık: Ayşenin saçı gabalak. İri, büyük, seçme. İri soğan, arpacık denilen tohumluk soğanın büyüğü. Taze soğan, baş bağlamayan soğan. Su kenarlarında yetişen geniş yapraklı bir ot. Yaprağı haşhaş yaprağına benzeyen boz renkli, acı bir ot. Söğüt ve çam gibi ağaçların soyulan kabukları. Kurumuş haşhaş kabuğu. Çobanların başlarına örttükleri keçe. Yağmurdan korunmak için başa geçirilen çuval. Siperliksiz, yünden örülmüş bir çeşit şapka, kar başlığı. Asker şapkası - gabala deldi. İri, gelişmiş (Kızılca k.). Süs bitkisi.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
BÜYÜTMEK
Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.
HİYA
Hani, nerede?. Evet. Zaman bakımından mübalağa belirtir.
ABECİ
Atıcı, palavracı, yalancı, mübalağacı. Ahmak, budala, sersem, aptal.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ABARTICI
Abartıyı huy edinen (kimse), abartmacı, mübalağacı.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
MUBALİGA
Mübalağa.