Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bahane" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bahane ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bahane olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bahane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAHANE
BAHANE
Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAHANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAHANESİZ
Bahanesi olmayan. Bahanesi olmadan.
DANLAMAK
Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. Bahane bulmak. Ağlamak. Sabahlamak: Bu gece dizime bir ağrı girdi, gözüme uyku girmedi, danladım. Uğuldamak, ses çıkarmak. Duyduğunu çevreye yaymak. Taaccüp etmek, şaşmak, garip bulmak. Şaşırtmak.
MAHANA
İleri sürülen sözde neden. Sözde neden. Bahane. Mana, anlam. Sebep.
MÜŞKÜLPESENT
Güçbeğenir. Bir işi yapmamak için türlü bahaneler uyduran.
BAHANA
Yeni doğmuş çocuk, üç yaşına kadar olan çocuklara verilen genel ad. Sebep, bahane. Ahırda tahta veya taştan yapılmış oluk şeklinde hayvan yemliği.
BAHANELİ
Bahanesi olan.
MAHANE
Sözde neden. Bahane.
PİSLİKÇİ
Ağza alınan bir miktar sarı leblebiyi çiğneyerek birinin üstüne püskürtüp üzerinde pislik olduğu bahanesiyle cebindeki paraları çalan kimse.
VESİLE
Sebep, bahane. Elverişli durum, fırsat.
KULP
Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.
MAHNA
İleri sürülen sözde neden. Sözde neden. Bahane.
TUTALGA
Sara hastalığı. Sözde neden, bahane.
MAZERET
Özür. Bahane.
SILTAV
Sözde neden, bahane.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
ZERİA
Vesile, bahane, sebep, fırsat.