BAHAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "bahan" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. bahan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu bahan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bahan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

BAHANESİZ

8 harfli kelimeler

BAHANELİ

7 harfli kelimeler

BAHANAH, BAHANAK

6 harfli kelimeler

BAHANA, BAHANE, BAHANK

5 harfli kelimeler

BAHAN

Bazı kelimelerin anlamları

BAHAN

Bana.

BAHANESİZ

Bahanesi olmayan. Bahanesi olmadan.

BAHANE

Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

BAHANAK

Geviş getiren hayvanların körelmiş tırnakları. Geviş getiren hayvanların tırnaklarının arası. Geviş getiren hayvanların tırnakları. Atın ve geviş getiren hayvanların bileği. Göz, göz bebeği.

BAHANELİ

Bahanesi olan.

BAHANAH

Geviş getiren hayvanların körelmiş tırnakları. Geviş getiren hayvanların tırnaklarının arası. Geviş getiren hayvanların tırnakları.

BAHANK

Vücutta ve elde meydana gelen beyaz benekler.

BAHANA

Yeni doğmuş çocuk, üç yaşına kadar olan çocuklara verilen genel ad. Sebep, bahane. Ahırda tahta veya taştan yapılmış oluk şeklinde hayvan yemliği.

  -   -   -  

Anlamında BAHAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAHAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAHANA

İleri sürülen sözde neden. Sözde neden. Bahane. Mana, anlam. Sebep.

ZERİA

Vesile, bahane, sebep, fırsat.

SILTAV

Sözde neden, bahane.

MÜŞKÜLPESENT

Güçbeğenir. Bir işi yapmamak için türlü bahaneler uyduran.

CORUK

Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.

DANLAMAK

Şaşmak. Ayıplamak, kınamak. Bahane bulmak. Ağlamak. Sabahlamak: Bu gece dizime bir ağrı girdi, gözüme uyku girmedi, danladım. Uğuldamak, ses çıkarmak. Duyduğunu çevreye yaymak. Taaccüp etmek, şaşmak, garip bulmak. Şaşırtmak.

VESİLE

Sebep, bahane. Elverişli durum, fırsat.

TUTALGA

Sara hastalığı. Sözde neden, bahane.

MAHANE

Sözde neden. Bahane.

KULP

Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.

MAHNA

İleri sürülen sözde neden. Sözde neden. Bahane.

PİSLİKÇİ

Ağza alınan bir miktar sarı leblebiyi çiğneyerek birinin üstüne püskürtüp üzerinde pislik olduğu bahanesiyle cebindeki paraları çalan kimse.

MAZERET

Özür. Bahane.