Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aşat" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aşat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında aşat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aşat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MALMAŞAT
ERBAŞAT
BAŞAT, HAŞAT, KAŞAT, MAŞAT, NAŞAT
AŞAT
AŞAT
Fazla.
ERBAŞAT
Sertlik, zorluk bakımından üstün olan kimse.
MALMAŞAT
Sığır (çoğul).
KAŞAT
Damızlık keçi, teke.
NAŞAT
Yüz, çehre. Sevinç, neşe: Heç naşatım yo h boğon.
HAŞAT
Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü. Yorgun, bitkin. Evcil hayvan. Bir arada bulunan at, eşek, davar, sığır ve benzerleri hayvanlar.
MAŞAT
Giysi yıkanan açık ya da kapalı yer, çamaşırlık. Güreşçi. Müslüman olmayan kimselerin sinliği.
BAŞAT
Baskın.
Bu bölümde tanımı içerisinde AŞAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAŞATMA
Yaşatmak işi.
DOMİNANS
Baskınlık. Allel gen çiftlerinden birinin diğeri üzerine etkisini tam veya kısmen göstermesi. Hâkimiyet, salahiyet, tahakküm, üstünlük, başatlık.
KOĞUŞKENT
İnsanların, çalışmak için bir başka yerleşim yerine gidip gelmek zorunda bulundukları, iş alanları ve ekonomik etkinlikleri ancak günlük gereksinmeleri karşılamaya yetebilen, başat özelliği oturma işlevinin yerine getirilmesi olan yörekent ya da uydukent.
BASKIN
Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.
SANATSEVER
Sanatı tutan, sanatı koruyan ve yaşatan (kimse).
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
CANLANDIRMAK
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yaşama döndürmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek. Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek.
ÖZEKLEŞİM
Bireylerin, girişimlerin ve kurumların, kentin başat özeğinde, iş özeğinde ya da onun çevresinde toplanmaları eğilimi.
LAPPIZİK
Yassı; yaşatılmış.
TAŞATAN
Keklik : Dün, sabah bir taşatan avladım.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
TARİKATÇI
Tarikatları yaymak ve yaşatmak isteyen, o yolda çalışan kimse. Bir tarikata bağlı olan kimse.
BESİ
Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler.
GEBAS
(Guilford Martin) Genel etkinlik, erkeklik-dişilik, başatlık-uysallık, aşağılık duygusu, sinirlilik gibi kişilik niteliklerini ölçen bir araç.
YAŞATABİLMEK
Yaşatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAŞATABİLME
Yaşatabilmek işi.
YAZIT
Bir kimse veya bir olayın anısını yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı, kitabe. Çevresi kabartma silmeli, içinde yazı olan taş.
ÖNYİNELEM
Söze, pekitme değeri ve coşku katmak için her önermenin, her önerme parçasının başında bir sözcüğün yinelenmesi: / Hâlâ hurafeler yaşatır her çürük kafes; / Hâlâ beşik gıcırtısı, hâlâ o tozlu ses. (Tevfik Fikret).
YAŞATTIRMA
Yaşattırmak işi.
BAŞATLAMA
Belirli bir kişinin, başatlayanın dilek ve amaçlarını başka bir kişi ya da kişilere benimsetmesi.