Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ağızdan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ağızdan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ağızdan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ağızdan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AĞIZDAN
AĞIZDAN
Sözlü olarak. Ağız yoluyla.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞIZDAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜLBANK
Hep bir ağızdan ve makamla yapılmış olan dua veya ant.
MENKUL
Bir yerden bir yere taşınabilen (mal). Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş. Taşınır.
HURRA
Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan "yaşa" anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz.
GEĞİRMEK
Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak.
SALYA
Ağızdan sızan tükürük.
SIKILAMAK
Sıkı duruma getirmek. Dolma tüfek, tabanca vb. ateşli silahları ağızdan doldurup sıkıştırmak. Bunaltmak. İyice tembih etmek. Zorlamak. Sıkıştırmak.
GAZ
Tül. Sindirim borusunda, ağızdan yutulan hava ile mayalanma sonucu oluşan uçucu maddelerin karışması. Doğal gaz. Gaz yağı. Gaz lambası. Normal basınç ve sıcaklıkta olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapma özelliğinde olan akışkan madde.
KUSMAK
Midenin içindekini basınçla ağızdan dışarı atmak, çıkarmak, kay etmek, istifra etmek. Reddetmek. Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak. İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak.
PASAPAROLA
Bir birliğe verilen ve ağızdan ağıza bütün askerlere yayılan emir.
SIKI
Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.
ŞİFAHEN
Ağızdan, sözle söyleyerek.
ÖKSÜRÜK
Ciğerlerdeki havanın, solunum organlarının kasılması ve zorlanmasıyla ağızdan gürültü ile çıkması. Üşütme gibi bir sebeple ortaya çıkan göğüs hastalığı.
BALGAM
Solunum organlarının salgıladığı, ağızdan dışarı atılan sümüksü madde.
FOSURDAMAK
Solurken ağızdan ses çıkarmak.
SİGARA
İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne.
SÖYLENTİ
Ağızdan ağıza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
TEVATÜR
Bir haberin ağızdan ağıza yayılması, yaygın söylenti. Bir haberi, yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan ve her zaman kendilerine güvenilen kimselerin bildirmeleri.
KABALA
Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı. Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. Götürü, toptan. Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı.
HEYAMOLA
Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken "haydi çek, gayret" anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz.