Kelimeler arşivi içinde; başında "ağaca" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. ağaca ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ağaca ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ağaca olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AĞACA
Köpek. Bir kuş adı. Çankırı şehrinde, Çerkeş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
AĞACAT
Tabut.
AĞACAN
Yakın dost.
AĞACALAR
Bolu ilinde, Mengen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
AĞACALIK
Bir iş yapana ücretinden başka verilen şey, para. Çobanların, hizmetkârların pazarlıklı hizmet sürelerini doldurduktan sonra, bedava olarak çalıştıkları birkaç haftalık zaman. Gelinin erkek kardeşine oğlan evi tarafından yapılan elbise.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞACA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BARAZIT
Kökten süren ve ağaca zarar veren sürgünler. Aşılı meyve ağacının dibinden süren filizler. Yeni yetişen fundalık.
AĞAÇSI
Ağacı andıran, ağaca benzeyen, ağaç gibi, ağacımsı.
BÖCİ
Yüksek yerlerde yetişen, karaağaca benzer bir ağaç.
BASTİKA
Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik.
ARBANMAK
Üzerine çullanmak, abanmak. Bir ağaca tırmanmaya çalışmak: Sizin kiraza arbanıp duruyordu.
YAĞMURLAMAK
Hava yağmura çevirmek, yağmur yağacak gibi olmak. Yağmur biçiminde sulamak.
CIMIRTLAK
Arasına oturulup sallanmak için karşılıklı iki ağaca bağlanmış iplerden meydana gelen salıncak.
BARAZİT
Kökten süren ve ağaca zarar veren sürgünler.
DUTGUN
Havanın yağmur ya da kar yağacak gibi olan durumu, kapalı hava: Hava çok dutgun. Esir, tutsak, mahbus.
BEDRÜS
Ağaca vurulan aşı çubuğu.
BAĞCAK
1.Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip. Kadınların kullandıkları renkli yün, sırma veya iple örülmüş kuşak, bel bağı. Çocuğun kundağını sarmaya yarayan ip, yünden örülen kuşak. Kundaklı çocuğu sırta bağlamaya yarayan ip. Çocuğun düşmemesi için beşiğe veya salıncağa bağlanan enli kuşak. Çobanların gece yatısında kollarına koyun bağladıkları örme ip (Çopraşık k.), karşılığı bağırcak. Koyun sürüsünün geceleri, yattığı yeri terk edip etmediğini anlamak amacıyla çobanın bileğini bir koyunun boynuna bağladığı ip. (Çaltı Gelendost, Kusarı Yalvaç, Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta) (bağacak) : (Yenikent Aksaray Niğde) (bağecik) : (Yakaköy Gelendost Isparta).
AŞIBIÇAĞI
Yargıç ile yarılan ağaca, kalemi oturtmağa yarayan araç. (Kemalpaşa izmir).
ÇUBULLAŞMA
Ağacın dibini sık ve ağaca zarar veren filizler sarma.
DİŞÖNÜ
Testerede dişin ağaca çarpan yüzü.
DALBINMAK
Bir yere tutunarak sallanmak, iki tarafı sabit ağaç veya tahtanın ortası sallanmak, esnemek, asılmak. Yüzme bilmeyen bir kimse su içinde çırpınmak. Suda yüzen bir cisim batıp çıkmak: Şu ağaca bak suda dalbınıp gider. Küçük çocuk elini, kolunu oynatmak, atılmak. Helecanlanmak, çırpınmak.
AREŞ
Ağaca sarılmış asma.
DAYAH
Destek. Kağnı ve dört tekerlekli arabalarda oku yukarda tutmaya yarayan ağaç destek. Dayak. Eski türkçe tay+e-k: Duvara, kapıya veya ağaca verilen ağaç destek; dövmek; sopa (Erzincan Merkez). Dayak, dövme. Eski türkçe tayak: dayak; destek; dövme. Dayanak, destek.
CIĞ
Dokuma tezgâhında kullanılan yassı tahta veya saçdan makara. Genç, küçük ağaç dalları. Kendir ve haşhaş sapı. Ağaca yapılan kalem aşısının uç kısmı. Kuzular için tahtadan yapılmış küçük ağıl. Ahırların üst döşemesi. Sınır. Pişmemiş. Kar üzerindeki ayak izi. Sürü, katar: Serçenin cığı olmaz. Kanı kaynama, sevme. Çığ. Donup buz haline gelmiş kar. Nemli havadan meydana gelen su damlacığı. Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy.
KONTRATABLA
Ağaç malzemenin biçim değiştirmesini önlemek için körağacın iki yüzüne, elyaf yönleri körağaca çapraz veya 45 derece eğik, aynı kalınlıkta astar kaplama ve yüz kaplama yapıştırılarak elde edilen tabla.
ÇONGURDEŞ
Ağaca asılan salıncak, kolan salıncağı.