Kelimeler arşivi içinde; sonunda "azma" olan, toplam 50 adet kelime bulunmaktadır. Sonu azma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında azma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde azma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ERGASİTOPLAZMA
NÜKLEOPLAZMA, PİROTOPLAZMA, GOLANLIYAZMA, HİYALOPLAZMA, SENTROPLAZMA
PROTOPLAZMA, SARKOPLAZMA, KAVAKAYAZMA, BAYILAYAZMA, KARYOPLAZMA, ÇAKILAYAZMA, SEETLİYAZMA, İBİKLİKAZMA
SİTOPLAZMA, NÖROPLAZMA, MİKOPLAZMA, ENDOPLAZMA, EKTOPLAZMA, ÇARPAYAZMA, ÇANLIYAZMA, VİROPLAZMA, AKSOPLAZMA, PARAPLAZMA
KUSAYAZMA, DOĞAYAZMA, SARIYAZMA, DURAYAZMA, BİLEYAZMA, BAKAYAZMA, TAŞAYAZMA, NEOPLAZMA, VURAYAZMA, DÜŞEYAZMA, YEDİYAZMA
GEZYAZMA, OOPLAZMA, OLAYAZMA, ÖLEYAZMA
MALAZMA, KİYAZMA, GENAZMA, DİŞAZMA
AYAZMA, PLAZMA
GAZMA, BAZMA, YAZMA, KAZMA
AZMA
AZMA
Azmak işi. Melez.
PROTOPLAZMA
Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yan sıvı, saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer.
ERGASİTOPLAZMA
Bağımsız ribozomlar ve endoplazma retikulumlarından oluşan sitoplazmanın çalışan, sentez yapan yoğun kısımları.
KARYOPLAZMA
Çekirdek plazması. Çekirdekteki biçimli ögelerin aralarında yer alan, büyük oranda proteinleri içeren kolloidal sıvı.
SARKOPLAZMA
Kas hücresinin sitoplazması. Kas hücresinde myofibriller arasını dolduran sıvı, kas hücresi stoplazması. Kas hücresi sitoplâzması. Kas dokusunun telleri arasında bulunan ve sitoplâzmaya karşılık olan madde.
PİROTOPLAZMA
(Yun, protos = ilk, Yun. plasma=biçim), Canlı göze maddesi. Pelte kıvamında, yarı sıvı, renksiz ve saydam bir madde olup çokça su kapsar. Organizma canlı olduğu sürece burası metabolizma olaylarının olduğu yerdir Yapı bakımından sitoplâzma ve, çekirdekten oluşur.
BAYILAYAZMA
Bayılayazmak işi.
NÜKLEOPLAZMA
Çekirdek palzması. Çekirdek sıvısı.
İBİKLİKAZMA
Sivri kısmı keser ağzı gibi olan kazma. (Mudurnu Bolu).
KAVAKAYAZMA
Edirne şehri, Hamidiye bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SENTROPLAZMA
Cyanophyta hücrelerinin çekirdek materyalini içeren merkezi bölgesi.
GOLANLIYAZMA
golanlıçember.
HİYALOPLAZMA
Sitoplazma. Sitoplâzma için kullanılan eski bir terim, sitoplâzmik matriks. Bitki hücrelerinin dış sitoplâzması.
ÇAKILAYAZMA
Çakılayazmak işi.
SEETLİYAZMA
Üzerinde desenler saati andıran gelin yazması. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).
SİTOPLAZMA
Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.
Bu bölümde tanımı içerisinde AZMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AZDIRMAK
Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.
AZMANLAŞMA
Azmanlaşmak işi.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
AZMANLIK
Azman olma durumu.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
CIZIRDATMAK
Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.
ÇİZİKTİRMEK
Çabucak çizmek, çızıktırmak. Baştan savma yazmak.
AZDIRILMAK
Azmasına yol açılmak.
ÇIRPICI
Çırpma işini yapan kimse ya da şey. Yazma kumaş işlerini, boyaları tutsun diye deniz suyunda çırpan kimse. Pişirmeden önce malzemeyi çırpan, karıştıran elektrikli alet, mikser.
BOYAMA
Boyamak işi, pentür. Renkli yazma ya da mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
DAKTİLOGRAFİ
Yazı makinesi ile yazı yazma işi.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
CIZIKTIRMAK
Yazmak, karalamak.
BATAKLIK
Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.
ÇEMBER
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.
AGRAFİ
Yazma yitimi.
ÇELGİ
Alna bağlanan yazma, yemeni.