Kelimeler arşivi içinde; başında "ayık" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. ayık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ayık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ayık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AYIKLAYIVERMEK, AYIKLANABİLMEK, AYIKLANIVERMEK, AYIKLAYABİLMEK, AYIKLATABİLMEK
AYIKLAYIVERME, AYIKLANABİLME, AYIKLANIVERME, AYIKLAYABİLME, AYIKLATABİLME
AYIKDIRMAK, AYIKLAYICI, AYIKLATMAK, AYIKLANMAK
AYIKLATMA, AYIKLANMA, AYIKLAMAK, AYIKULAĞI
AYIKLAMA
AYIKLIK, AYIKMAK
AYIKMA
AYIK
AYIK
Sarhoşluğu ya da baygınlığı geçmiş olan. Sarhoşluğu geçmiş bir biçimde.
AYIKLATABİLMEK
Ayıklatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AYIKLAYICI
Veri tutanaklarını taşıyan delikli kart destelerini ayaklayan elektro-mekanik aygıt. Sıklık ya da evre kiplenimini genlik kiplenimine dönüştüren eksiciksel bir aygıt.
AYIKLANIVERMEK
Çabucak ayıklanmak.
AYIKLAYIVERME
Ayıklayıvermek işi.
AYIKLANIVERME
Ayıklanıvermek işi.
AYIKLATMAK
Ayıklama işini yaptırmak.
AYIKLAYIVERMEK
Çabucak ayıklamak.
AYIKLANMAK
Ayıklama işine konu olmak.
AYIKLATMA
Ayıklatmak işi.
AYIKLAYABİLMEK
Ayıklama imkânı veya olasılığı bulunmak.
AYIKLAYABİLME
Ayıklayabilmek işi.
AYIKLANABİLMEK
Ayıklanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AYIKDIRMAK
Ayıltmak, gözünü açmak, uyandırmak. Uyandırmak, uyarmak.
AYIKLATABİLME
Ayıklatabilmek işi.
AYIKLANABİLME
Ayıklanabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYIKLIK
Ayık olma durumu.
AYIKLAMA
Ayıklamak işi.
BİŞEK
Yayık dövmede kullanılan araç.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
DARVİNCİLİK
Darvin tarafından geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini -ileri süren- görüş. Gerçek bilim otoriteleri tarafından itibar edilmeyen görüş.
ÇELTİK
Kabuğu ayıklanmamış pirinç. Konya iline bağlı ilçelerden biri.
DOLMUŞ
Boş yeri kalmamış, meşbu. Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt.
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
DİREKÇİ
Alamana kayıklarında direğe çıkarak gözcülük yapan kimse.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
DALDIZ
Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet. Ağaçtan oyulmuş arı kovanı. Ağaçtan oyulmuş yayık. Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak.
ÇEKEK
Kayık, mavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer.
ELEK
Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç.
DENİZLİK
Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta. Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm. Denize girerken kullanılan kadın mayosu.
EZME
Ezmek işi. Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi. Soğan ve domatesin çok küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanan bir meze türü. Sebzelerin ezilmesiyle yapılmış olan meze.
CARİYE
Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.
AYIKLANMA
Ayıklanmak işi. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması, ıstıfa, seleksiyon.
ÇİFTE
İkisi bir arada bulunan veya ikili. İki namlulu av tüfeği. Çift kürekli (sandal, kayık). At, eşek ve katırın arka ayaklarıyla vuruşu, tekme.
ELEMEK
Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek. Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek. Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek.
CEHENNEMLİK
Öldükten sonra yerinin cehennem olacağı sanılan, cehenneme layık (kimse). Hamamın ocağı, külhan. Modern ekmek fırınlarında ateşin bulunduğu en sıcak bölüm.