Sonu AYICI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ayıcı" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ayıcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ayıcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ayıcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

EMÜLSİYONLAYICI

13 harfli kelimeler

ALTYAZILAYICI, KULAĞUZLAYICI

12 harfli kelimeler

YUMURTLAYICI, YAĞMURLAYICI, KARBONLAYICI, YOĞRUKLAYICI, YANSIZLAYICI

11 harfli kelimeler

YANITLAYICI, ÇALKALAYICI, YASAKLAYICI, YORUMLAYICI, FISILDAYICI, HESAPLAYICI, YAYINLAYICI, KISITLAYICI, PARÇALAYICI, SALGILAYICI, PARILDAYICI, BALTALAYICI, UYRUMLAYICI, BUHARLAYICI, TAMAMLAYICI, SOYUTLAYICI, SINIRLAYICI, SIFIRLAYICI

10 harfli kelimeler

SIRALAYICI, ILIMLAYICI, UCAYLAYICI, UĞRULAYICI, ORANLAYICI, SAYILAYICI, AÇIKLAYICI, AYIKLAYICI, BORTLAYICI, ALGILAYICI, AÇIMLAYICI, BANTLAYICI, IŞINLAYICI, UYGULAYICI, OZONLAYICI, ODAKLAYICI, UYARLAYICI

9 harfli kelimeler

SAPTAYICI, AŞILAYICI, PARLAYICI, PATLAYICI, MUMLAYICI, SOYLAYICI, MIHLAYICI, KOLLAYICI, TOPLAYICI, TOZLAYICI, KAPSAYICI, BAŞLAYICI, BAĞLAYICI, SAVLAYICI, ZORLAYICI, ÇALKAYICI, YAĞLAYICI, GUNLAYICI, GUNNAYICI, HUNNAYICI, UFALAYICI, SIÇRAYICI, OTALAYICI

8 harfli kelimeler

IRLAYICI, TARAYICI, ODLAYICI, YIKAYICI, YASAYICI, ALDAYICI, AĞLAYICI

7 harfli kelimeler

ARAYICI

6 harfli kelimeler

SAYICI, BAYICI, YAYICI

5 harfli kelimeler

AYICI

Bazı kelimelerin anlamları

AYICI

Ayı oynatmayı iş edinen kimse.

KULAĞUZLAYICI

Rehber, yol gösteren.

YOĞRUKLAYICI

Yoğrukların biçimlendirilmesinde kullanılan, yoğruluk özelliklerini etkileyen fıtalatlar gibi kimyasal özdeklere verilen ad. Filmlerin, kuşakların esnekliğini sağlamak, bozulmasını önlemek için tabana katılan, uçucu olmayan sıvı özdek.

KARBONLAYICI

Karbonlama işlemlerinde, karbon kaynağı olarak kullanılan özdek ya da bileşik. karbonlama bileşiği diye de bilinir. Karbonlama yapıcı özellikte olan.

YAĞMURLAYICI

Yağmurlama aracı.

ÇALKALAYICI

Su verme teknesinde, çalkalama işini yapan araç. Hazırlanan deney tüplerinin bir süre için belli bir hızda çalkalanmasını sağlayan cihaz.

YANSIZLAYICI

Yansız yapıcı özellikteki.

YASAKLAYICI

Yasaklama, önleme niteliği olan, engelleyici.

YAYINLAYICI

Alfa, beta, gama ışınımı, dönüşüm elektronu, X ışını ya da nötron yayınlayan radyonüklid.

YORUMLAYICI

Girdi olarak verilen deyim ya da yordamları, herhangi bir amaç izlence üretecek biçimde derlemeksizin, doğrudan uygulayan bir izlence, bk. çevirici, derleyici.

ALTYAZILAYICI

Bir filmin, altyazılarını basan aygıt.

YUMURTLAYICI

Organizmadan dışarı bırakıldıktan sonra açılan yumurtalar bırakan canlı. Ovipar. (karşılık: ovipar),Vücuttan dışarı atıldıktan sonra açılan yumurtalar meydana getiren organizma.

HESAPLAYICI

Sık sık bir işletmen'in kişisel olarak işe karışmasını gerektirir nitelikte, özellikle aritmetiksel işlemleri yapmaya elverişli bir veri işleyici.

EMÜLSİYONLAYICI

Emülsifiyer.

FISILDAYICI

Oyun çalışmaları ve gösteri sırasında sahnenin seyirciye görünmeyen uygun bir yerinden, betiği izleyerek unutulan tümce başlanın fısıldayarak oyuncuya anımsatan görevli.

YANITLAYICI

Bir soruşturu ya da görüşmede bilgi alınmak üzere kendisine soru yöneltilen ve soruya amaca uygun olarak yanıt veren kişi.

  -   -   -  

Anlamında AYICI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BETON

Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. Bu malzemeden yapılmış.

BOMBA

Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.

BAĞLAYICILIK

Bağlayıcı olma durumu.

ATEŞLEMEK

Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak. Coşturmak.

ARAYICILIK

Arayıcı olma durumu.

BUYRUK

Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

BELİRTKE

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.

ALGILAYICILIK

Algılayıcı olma durumu.

AYICILIK

Ayıcının yaptığı iş, mesleği.

BAĞLAYICI

Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AĞITÇILIK

Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

ARMONİZE

Tamamlayıcı sesler eklenmiş (müzik parçası).

ATEŞLEYİCİ

Ateşleme niteliği olan (şey). Patlayıcı maddeleri ateşlemekte kullanılan cihaz.

AÇIKLAYICILIK

Açıklayıcı olma durumu.

BARUT

Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.