Sonu AVUNMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "avunmak" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu avunmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında avunmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde avunmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

SAVUNMAK, YAVUNMAK

7 harfli kelimeler

AVUNMAK

Bazı kelimelerin anlamları

AVUNMAK

Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.

SAVUNMAK

Herhangi bir saldırıya karşı koymak, saldırıya karşı korumak, müdafaa etmek. Hareket veya düşünceyi söz ve yazı ile doğru, haklı göstermeye çalışmak. Futbolda bir takım kendi kalesini korumak için oyun süresince çaba göstermek. Yapılan bir suçlamaya veya ithama karşı kendi haklı gösterecek sebepler ileri sürmek. Bir kişiyi desteklemek, ona arka çıkmak.

YAVUNMAK

Kaybolmak.

  -   -   -  

Anlamında AVUNMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AVUNMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SİLAH

Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Bir konuda etkili her şey.

AVUNUVERMEK

Çabucak avunmak.

BULCUNMAK

Avunmak, kendi kendini teselli etmek.

BULCUMAK

Avunmak, kendi kendini teselli etmek.

AVINMAK

Dişi hayvan gebe kalmak, döl tutmak. Avunmak. Soğukta üşüyüp kendinden geçmek: Ali pazardan gelirken kırda avınmış kalmış. Hayvan gebe kalmak. Avunmak, teselli bulmak.

TABYA

Bir bölgeyi savunmak için yapılmış olan ve silahlarla güçlendirilen yapı.

YUVANMAK

Damların üstünde loğ taşı gezdirerek, toprağını sıkıştırmak. Müteselli olmak, gönül rahat etmek, avunmak.

SAVUNCA

Bir kişiye ya da duruma kusur kondurulmasına karşı o kişiyi ya da durumu savunan yapıt. Bir şeye veya bir kimseye kondurmak istenilen bir kusurdan dolayı onu savunarak yükseltme (SAVUNCALI, Apologétique ou apologique; SAVUNCAR, Apologiste). Savlamak: iddia etmek anlamınadır. Bir şeye ya da bir kimseye kusur kondurulmasma karşı o şeyi ya da kişiyi savunmak. Bir yapıtta savunulan ve sonuca varılıp elde edilen, çoğu kez bir yargı olarak beliren düşün, bir kuramı, bir tutumu, bir görüşü kanıtlamak amacını günden sav. Ör.: Savuncalı roman.

AVUNMA

Avunmak işi, teselli.

RAPORTÖR

Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye.

TARTIŞMAK

Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak. Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek.

BOĞAZKESEN

Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılmış olan hisar.

EGLENMEK

Eğlenmek, avunmak. Durmak. Eğlenmek.

KORUMAK

Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

GAYIRMAK

Korumak, esirgemek. Yapmak, hazırlamak. Kuşkulanmak, üzülmek. Korumak. Yapmak. Kayırmak, savunmak, korumak. Kayırmak, kollamak, mec. çalmak. Merak etmek, endişelenmek.

İĞNE

Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Oltanın ucundaki küçük çengel. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dokunaklı söz. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ. İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bazı araçların ucu sivri parçaları.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.