Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atlamak" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atlamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında atlamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atlamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SERDİMATLAMAK, MIRLAMATLAMAK, KARBONATLAMAK
BARİKATLAMAK, SALAVATLAMAK, SİLİKATLAMAK, KALAFATLAMAK, HACAMATLAMAK
ZAMZATLAMAK, SIRPATLAMAK, SAVSATLAMAK, SAHRATLAMAK, FORMATLAMAK, HAYBATLAMAK, FOSFATLAMAK
TOKATLAMAK, İSPATLAMAK, TASATLAMAK, ŞAPATLAMAK, SIVATLAMAK, SIPATLAMAK, SARATLAMAK, BAYATLAMAK, RAHATLAMAK, POSATLAMAK, MASATLAMAK, KÜŞATLAMAK, KUŞATLAMAK, KUMATLAMAK, KISATLAMAK, SAKATLAMAK, KALATLAMAK, KOŞATLAMAK, SAVATLAMAK, GALATLAMAK
AFATLAMAK, UVATLAMAK, UĞATLAMAK, ALATLAMAK, ANATLAMAK, AVATLAMAK, İCATLAMAK, OVATLAMAK, ONATLAMAK, OĞATLAMAK
GATLAMAK, PATLAMAK, HATLAMAK, KATLAMAK, ÇATLAMAK, MATLAMAK
ATLAMAK
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
SAVSATLAMAK
Gözetlemek, kollamak.
HAYBATLAMAK
Abartmak.
SERDİMATLAMAK
İçi açılmak, ferahlamak.
HACAMATLAMAK
Hafifçe yaralamak.
KALAFATLAMAK
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak. Onarmak, çekidüzen vermek.
BARİKATLAMAK
Barikat ile çevirmek, barikat yapmak.
SİLİKATLAMAK
Kireç, taş, tahta vb. maddeleri sertleştirmek üzere silikata batırmak.
MIRLAMATLAMAK
Üstünkörü onarmak.
FORMATLAMAK
Biçimlendirmek.
SIRPATLAMAK
Surat asarak direnmek inatçılık etmek.
SAHRATLAMAK
Kimi eşyanın kıyılarını deriden çerçeve ile çevirmek.
FOSFATLAMAK
Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek. Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak.
SALAVATLAMAK
Uğurlamak.
ZAMZATLAMAK
Gürültü etmek.
KARBONATLAMAK
Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat durumuna dönüştürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAYATLAMA
Bayatlamak durumu.
KARBONATLAMA
Karbonatlamak işi.
FERAHLANMAK
Rahatlamak, üzüntü veya sıkıntısı kalmamak, açılmak, genişlemek.
BÜKMEK
Sertçe çevirmek, kıvırmak. Birkaç tel ipliği burarak sarmak. Eğmek. Döndürmek. Katlamak.
DEVŞİRMEK
Bir araya getirmek, derlemek, toplamak. Katlamak, düzgün duruma getirmek.
BARİKATLAMA
Barikatlamak işi.
KATLAMA
Katlamak işi. Mayasız hamurdan yapılan, peynirli veya peynirsiz pide, yufka.
HACAMATLAMA
Hacamatlamak işi.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
İSTEKA
Bilardo oyununda toplara vurmak için kullanılan sopa. Basımevlerinde kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan sert tahta veya kemikten yapılmış araç. İstika.
KALAFATLAMA
Kalafatlamak işi.
ARINMAK
Temizlenmek. Rahatlamak. Katışıksız, arı (I) duruma gelmek.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
DÜRMEK
Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak. Bir şeyi üst üste katlamak.
GEÇMEK
Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.
DERTLEŞMEK
Rahatlamak ve çözüm bulmak amacıyla dertlerini karşılıklı anlatmak.
BUMLAMAK
Taşıt lastiği patlamak.