Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atlama" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atlama ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında atlama olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atlama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DUYARKATLAMA, KARBONATLAMA
BARİKATLAMA, SİLİKATLAMA, KALAFATLAMA, HACAMATLAMA
TAMKATLAMA, İKİKATLAMA, FOSFATLAMA, FORMATLAMA, SÜLFATLAMA
SAKATLAMA, SAVATLAMA, BAYATLAMA, RAHATLAMA, TOKATLAMA, BAŞATLAMA, GABATLAMA, GUBATLAMA, KABATLAMA, KOŞATLAMA, İSPATLAMA
PATLAMA, KATLAMA, ÇATLAMA
ATLAMA
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
SAKATLAMA
Sakatlamak işi.
İKİKATLAMA
Oylumu verilen bir küpün oylumunun iki katına eşit olan küpün bir ayrıtını bulma.
DUYARKATLAMA
Bir duyarkatlama aygıtında taban üzerine duyarkatın sıvanması işi.
KALAFATLAMA
Kalafatlamak işi.
BARİKATLAMA
Barikatlamak işi.
SÜLFATLAMA
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi.
HACAMATLAMA
Hacamatlamak işi.
FOSFATLAMA
Fosfatlamak işi.
RAHATLAMA
Rahatlamak işi, relaks.
BAYATLAMA
Bayatlamak durumu.
SİLİKATLAMA
Silikatlamak işi.
FORMATLAMA
Formatlamak işi.
KARBONATLAMA
Karbonatlamak işi.
TAMKATLAMA
Kimyasal tepkime denklemlerinde, kimyasal süreçlerdeki her tür öğeciğin salınım ve bileşiklerde tamsayılar oranlarında bulundukları ilkelerini kullanarak, çeşitli özdeklerin niceliklerini hesaplama yöntemi.
SAVATLAMA
Savatlamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARINMAK
Temizlenmek. Rahatlamak. Katışıksız, arı (I) duruma gelmek.
BİÇİMLENDİRMEK
Bir şeye belirli bir biçim vermek, şekillendirmek. Yazı ve simgeleri bilgisayara elverişli duruma getirmek, formatlamak. Bilgisayarda disket vb.ni kullanılabilir duruma getirmek veya disket vb.ni zararlı ögelerden temizlemek, formatlamak.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
ATLANGIÇ
Atlama taşı.
ATLANMAK
Ata binmek. At edinmek. Atlama işi yapılmak.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
ATLATMAK
Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.
BALIKLAMA
Suya dalmada, atlamada balık gibi gergin, düz ve baş aşağı bir biçimde. Bir işe, bir duruma, bir harekete sonucunun ne olacağını düşünmeden (girişmek).
BEYGİR
At. Atlama beygiri. Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at.
BUJİ
Patlamalı motorlarda yakıtı tutuşturmaya yarayan araç.
BUMLAMAK
Taşıt lastiği patlamak.
ATLAMBAÇ
Çocukların atlama oyunu.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
BOŞALMA
Boşalmak işi. Elektrik yükünün başka bir iletkene geçişi veya sıfıra düşmesi, deşarj. Derdini birine açarak ferahlama, rahatlama, deşarj.
BAYATSIMAK
Bayatlamaya yüz tutmak.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
BAYATLATMAK
Bayat duruma getirmek, bayatlamasına sebep olmak.
BAYATSI
Bayatlamaya başlamış.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.