Sonu ATACAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atacak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atacak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında atacak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atacak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ATACAK

Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.

KATACAK

Şarap boşaltmak için kullanılan bir ölçek. Sözcükleri kolayca izlemek için kullanılan, tahtadan yapılmış bir ders aracı. Yoğurt mayası. (İnönü Eskişehir).

  -   -   -  

Anlamında ATACAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ATACAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIRIMSA

Yakacak, çerçöp. Kırağı. Dolu : Kırımsa yağıyor. Yeri beyazlatacak kadar yağan ince kar : Bu gece kırımsa yağmış. Çiğ. İnce bulgur. Kırıntı.

DÜNEK

Ev. Geceleyecek, yatacak yer. Yatak. Kümes. Tünek. Kekliklerin toplu olarak bulunduğu yer. Huzur: Gözüme uyku, dünek girmedi. Maya konulduktan sonra üzerinden bir gece geçmiş ve uyumuş yoğurt. Tünek, in.

PAZARLAMAK

Bir ürünü, bir malı, bir hizmeti satacak uygun piyasa bulmak.

SANAY

Ay gibi güzel, ayı anımsatacak kadar güzel.

GIRCIMAK

Yağmur ince ince yağmak. Hafif beyazlatacak kadar kar yağmak.

SOYSUZ

Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere. Kötü tanınmış, ahlaksız.

YIRTMAK

Kâğıt, kumaş gibi bükülüp katlanan şeyleri parçalamak. Sağrısını mahmuzla yaralayarak binek hayvanını alıştırmak. Zorlamak. Bir işi yapmaktan kurtulmak. Vücudu kanatacak kadar derin çizmek. Yok etmek, bastırmak. Köşeyi dönmek.

EDİKLEMEK

Sağılan bir hayvanı ikinci kez sağmak. İnek sağılacağı zaman ya da biraz sağıldıktan sonra yavrularına emzirilmek. Hayvan yavrusu annesini emerken memeye tos vurarak emmek. Sağılacak hayvanın memelerini yumuşatacak şekilde elle oğuşturmak.

KENDİMELİK

Kendine, kendisi için (ayırma): Bunu satacak mısın yoksa kendimelik mi yapıyorsun ?. Bencillik: Kendimelik yapma.

LEHLEMEK

Yorgunluktan solumak. Sıcaktan veya yorgunluktan gevşemek; kendinden geçmek; tüyünü kıpırdatacak hâli olmamak.

ÇEPEÇEVRE

Bütün yanlarını kuşatan. Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı.

HOTAKLAMAK

Azarlamak. Birine batacak söz söylemek, iğnelemek.

GÜHER

Koyunların dağdaki yatacak yeri, ağıl.

OTOMAT

Canlı bir varlığın yapabileceği bazı işleri yapan mekanik veya elektrikli araç. Yapılarda, merdivenleri aydınlatacak biçimde düzenlenmiş elektrik düzeneği. Sıcak su verecek biçimde hazırlanmış, hava gazı ocaklı cihaz.

HIRTLAMAK

Oyunu kaybeden mızıkçılık etmek. Hortlamak. Bir işi zorlukla çözmek, yapmak. Vücudu yıpratacak kadar çok çalışmak. Çok kalabalık olmak.

PAYSALLAMAK

Caydırmak : Koyunları üçer liraya satacaktım, filan adam paysalladı.

SAKINMALIK

Tecimsel bir işlemde dokuncayı önlemek amacıyla ayrılacak karşılama payı. (Söz sanatı terimi) Hoş görülmiyen bir hükümde bulunulacağı, arzu edilmiyen bir fikir söylemek zorunda kalınacağı zaman bu duyguları anlatacak bir söz katma. "Korkarım hava bozacak". "Sakın hastalanmış olmasın" gibi. Söylenmesinde bir sakınca bulunan ya da hoş görülmeyen bir düşünceyi anlatmadan önce, söylemek zorunda kalındığını sezdirir bir söz ekleme: Korkarım ki bu gidiş başınıza işler açacak.

KARANTİNA

Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.

SOMURTMAK

Küskünlüğünü, bir şeye sıkıldığını, keyifsizliğini anlatacak biçimde yüzünü buruşturmak, surat asmak.

AÇKU

Anahtar. Oklava ile açılmış hamur, yufka. Açacak, parlatacak şey; cila.