Kelimeler arşivi içinde; sonunda "astan" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu astan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında astan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde astan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANKASTAN, BADASTAN, INGASTAN
ESASTAN
BASTAN, GASTAN, YASTAN
ASTAN
ASTAN
Ateş küreği.
ESASTAN
Aslına dayalı olarak.
GASTAN
Şakacıktan, yalandan, yalancıktan: Ben o sözü gastan söyledim.
ANKASTAN
Yalandan, şakacıktan, mahsustan.
BASTAN
Pilav. Salatalık.
INGASTAN
Şakadan, yalandan.
BADASTAN
Döğende sürülmüş ekin.
YASTAN
Dört yanı alçak tarla.
Bu bölümde tanımı içerisinde ASTAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HELME
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
ASABİYE
Sinir bilimi. Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
GASTROENTEROLOJİ
Sindirim bilimi. Hastanelerde sindirim organları hastalıklarının incelendiği, tedavi edildiği bölüm.
GARSON
Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse.
HARİCİYE
Devlet yönetiminde dış işleri. Cerrahi. Hastanelerde bu hastalıklarla ilgilenen bölüm.
HEMŞİRE
Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı, şvester. (hemşi:re) Kız kardeş, bacı.
DEKSTRİN
Nişastanın bölünmesinden elde edilen zamklı bir madde (C6 H10 O5).
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
ASANSÖRCÜ
Asansörün bakım ve onarımını yapan kimse. Otel, hastane vb. büyük kuruluşlarda asansörün düzenli çalışmasını sağlayan kimse.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
İCAPÇI
Nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen doktor.
HAYRAT
Sevap kazanmak için yapılmış olan iyilik. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri. Halkın yararlanması için yapılmış olan okul, çeşme, hastane vb. yapı.
FENALAŞMAK
Kötü bir duruma girmek. Hastanın durumu ağırlaşmak. Ansızın bayılacak gibi olmak.
AMELİYATHANE
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.
HAYIRSEVER
Yoksullara, düşkünlere, yardıma muhtaç olanlara iyilik ve yardım etmesini seven, iyiliksever, yardımsever, hayırperver. Halkın yararı için okul, çeşme, hastane vb. yaptıran.
BAŞHEKİM
Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
GÖRÜŞ
Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.