Kelimeler arşivi içinde; sonunda "asa" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. Sonu asa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında asa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde asa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KİELBASA, MÜNAKASA
ANAYASA, HANDASA, DAŞKASA, KALBASA, KANCASA, KANDASA, KOLBASA
KOYASA, KUFASA, PARASA, KAYASA, KARASA, PURASA, TAMASA, UĞRASA, IRVASA, YAYASA, IRBASA, HULASA, YORASA, HORASA, HOLASA, DEVASA, HÜLASA, PIRASA, PİYASA, SİYASA, YARASA, HONASA, BIRASA, BOĞASA, DAMASA, GAYASA, HALASA
URASA, ORASA, OYASA
YASA, HASA, KASA, PASA, MASA, LASA, TASA, BASA
ASA
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
PARASA
Pırasa.
MÜNAKASA
Eksiltme.
KALBASA
Polonya sucuğu.
PURASA
Pırasa.
KARASA
Uzun sırık.
KUFASA
Bir kupramonyum sentetik lifi için ticari ad.
KAYASA
Yara üzerindeki kabuk. Yağmur sularının, toprak üzerinde oluşturduğu sert tabaka. Deve tüyünden yapılmış urgan. Mayasız hamurdan yapılmış ince saç ekmeği. Kolan kayışı.
DAŞKASA
Düz tahtalardan yapılan kasa. (Aksaray Niğde).
KOYASA
İyi mayalanmış hamur ya da ekmek.
KİELBASA
Polonya sucuğu.
KOLBASA
Polonya sucuğu.
KANCASA
Bir tarafa, her hangi bir yere.
KANDASA
Nerede ise, nerede olursa olsun, nerede olsa.
HANDASA
Nerede olsa.
Bu bölümde tanımı içerisinde ASA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
ANAYASACILIK
Anayasacı olma durumu. Anayasacının yaptığı iş.
AMFİ
Amfiteatr. Sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen büyük derslik.
ALIKONULMAK
Alıkoyma işine konu olmak. Yasaklanmak.
ANAYASAL
Anayasa ile ilgili.
AĞRISIZ
Ağrısı olmayan. Dertsiz, tasasız. Ağrı olmaksızın.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ANAYASACI
Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.
AFİŞÇİ
Afiş yapan veya asan kimse.
AMFİTEATR
Dinleyicilerin oturduğu, sıraları arkaya doğru basamaklı olarak yükselen salon, amfi. Yunan ve Roma'da açık hava tiyatrosu. Basamak basamak yükselen yer biçimi.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AKÇASAL
Parasal.
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.