Kelimeler arşivi içinde; başında "arkıt" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. arkıt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu arkıt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde arkıt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARKIT
Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.
ARKITÇA
Hatay şehrinde, Kırıkhan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARKIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAÇUCU
Kadınların saç örgülerine takarak omuzlarının arkasına sarkıttıkları altın ya da gümüşten yapılmış süs aracı.
ROKAY
(İçmimari) 1 (a). Değirmen taşından sarkıtlarla süslü, yapma mağara; b) Dibi ve kenarları midye kabuğu yığınlarına benzetilerek yapılmış havuz. 1. y.y.da, kayalıkları andıran, tunç ya da çiniden yapılmış kuyumcu işi. a. bk. rokoko.
SALMAK
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Uğratmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Üzerine yürütmek. Koymak, katmak. Sarkıtmak. Yollamak, göndermek. Vergi yüklemek.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
KÖFÜRGE
Sarkıt, dikit.
ASDUMAK
İdam ettirmek. Sarkıtmak, bk.astumak.
STALAKTİT
Sarkıt.
ÖRÜLÜP
Omuzdan aşağı sarkıtılan saç örgüleri.
SARKITMA
Sarkıtmak işi. Sarkıt biçiminde süs.
HÖTTÜKLEMEK
Eşarbı başa enseden bağlayıp uçlarını sarkıtmak.
SARKITABİLMEK
Sarkıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
MAFA
Haca ya da başka yere giderken hayvanın iki yanına sarkıtılan sandık biçiminde taht. Arapça kökenli mahaffe: mahfe; mahaffe; hacca veya başka yere giderken içerisine binmek için hayvanın iki yanına sarkıtılan sandıklardan meydana getirilmiş taşıt; fayton.
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.
KIRKIK
Bir yaşındaki keçi. Keçi. Yünü kırkılmış koyun, keçi. Alnın üzerine sarkıtılan kısa kesilmiş saç, kâkül.
SARKITABİLME
Sarkıtabilmek işi.
ÇALGIR
Gelinlerin başlarına bağlanıp arkadan ucu aşağıya sarkıtılan örtü.
KÖŞE
Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, zaviye. İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer, büküç. Bölüm, yer veya yan. Kuytu, tenha veya ücra yer. Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer. Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Kadınların başlarına takarak yüzlerine ya da şakaklarına sarkıttıkları gümüş ya da altın süs eşyası. Dört yönden her biri. Yapıda köşelere konulan büyük ve düzgün taş. Deriden kesilmiş, çarık dikmekte kullanılan sırım. Kanepe yastığı. Gelin ya da sünnet çocuğu için hazırlanan yer. Ocağın bir kenarı. Ocak başı. Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık : Ahmet gene köşe çıkardı. Halının bir köşesine yapılan bir çeşit süs, köşe motifi. Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri. Bir açıyı belirleyen iki yarıdoğrunun kesiştiği nokta. Çokgen tanımında sözü geçen noktalarından biri Verilen bir çok yüzlünün yüzlerini oluşturan çokgenlerin köşelerinden biri. 4- Yalınca tanımında sözü geçen noktalarından biri. İki ya da daha çok sayıdaki metal parçanın birbirlerine bağlandığı yer.
SAÇBAĞ
Kırk bölüklük kadın saçlarının sekizer sekizer örülmesi. Kadınların saç örgülerine takarak omuzlarının arkasına sarkıttıkları altın ya da gümüşten yapılmış süs aracı.
ASTUMAK
Sarkıtmak.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.