Sonu ARDAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ardal" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ardal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ardal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ardal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ARDAL

Kaba gövdeli, aptal, işe yaramaz.

HARDAL

Turpgillerden, 100-150 santimetre yüksekliğinde, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve bir yıllık bir bitki (Brassica nigra). Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu.

BARDAL

Caba, karşılıksız, bedava. Taranmamış saç. Orospu, fahişe. Testi.

AKHARDAL

Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).

  -   -   -  

Anlamında ARDAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARDAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HAMSİGİLLER

Kemikli balıkların hamsi, ringa, sardalya, tirsi balıklarını içine alan bir familyası.

EŞEKTURPU

Hardal denilen ot.

ARDALAYDAN

Arkadan kötülüğüne konuşma: Ardalaydan konuşmasın!.

HOVARDALAŞMA

Hovardalaşmak işi.

TİRHOS

Taze sardalya balığı.

TURPGİLLER

İki çeneklilerden, turp, hardal, lahana, karnabahar, kaşık otu vb. bitkileri içine alan geniş bir familya.

HARDALLI

Hardalı olan.

HARDALSIZ

Hardalı olmayan.

PAPALİNA

Sardalya yavrusu.

ARDALAMADAN

Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden: Ardalamadan beni şahit yazmışlar.

HARDALSI

Hardala benzeyen, hardalı andıran, hardal gibi, hardalımsı.

DARICAN

Serçe. Serçeden biraz büyük, boz renkli, boynu kırmızılı, kışın gitmeyen yerli kuş. Pirinç içinde bulunan bir çeşit darı. Sulak yerlerde biten, ayrık gibi çabuk üreyen bir çeşit ot: Tarlayı darıcan kaplamış. Sebze bahçelerinde, darı arasında biten bir çeşit ot. Hardala benzer iri yaprakları olan ve yemeği yapılan bir ot. Mısıra benzeyen bir ot. Değirmende öğütülmüş iri un.

ELDENLİK

Salepçilerin üzerine bardak koyup ellerinde taşıdıkları teneke hardaldık.

ZÜRAFA

Geviş getiren memelilerden, Afrika'da yaşayan, çok uzun boylu ve boyunlu, derisi benekli, ot yiyen hayvan (Giraffa camelopardalis). Bir boncuk oyası türü.

BROKOLİ

Hardalgillerden, küçük, yeşil yumrular hâlinde olan, haşlanarak yemeği hazırlanan bir tür sebze (Brassica oleracea botrytis).

AŞATMAK

Aşındırmak. Yedirmek, hovardalık etmek. Çocuğu, unuttuğu şeyi hatırlatarak üzmek. Doyurmak, yedirip içirmek.

HARDALİYE

İçine hardal katılarak yapılmış olan üzüm şırası.

HARDALLIK

Hardal yapımında kullanılan malzeme. Hardal konulan kap.

VONOZ

Kolyoz, uskumru, sardalya vb. küçük balıkların ufağı.

ARDALAMAK

Geriye kalmak, beklemek, arkada kalmak: Onlarla giderken ardala, seninle konuşacaklarım var. Tartmak, okkalamak: Şu torbadaki mısırı ardala, bak ne kadar gelir. Torba, heybe ve benzerleri yükü eşeğe ya da bir yere dengeli olarak yüklemek, asmak.