ANTU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "antu" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. antu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu antu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde antu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ANTU

Alfanaftiltioüre.

ANTUT

Büyü için tütsü yapılan, fena kokulu bir madde.

ANTUZLAMAK

Hayvan çifte, tekme atmak.

  -   -   -  

Anlamında ANTU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LAYŞMANYOZİS

Leishmania cinsindeki protozoonların neden olduğu iç organ, deri, yaygın deri ve mukokutanöz olmak üzere dört biçimi bulunan özellikle insan ve köpeklerde görülen ve birçok memeliyi etkileyen protozoer hastalık. Leishmania major, L. tropica, L. braziliensis, L. mexicana ve L. aethopica insanlarda kendiliğinden iyileşen deri lezyonlarına neden olurken, L. mexicana, L. amazonensis veya L. braziliensis kronik yaygın deri layşmanyozisine veya ilerleyici yıkılmayıcı mukokutanöz layşmanyozise neden olur. En tehlikeli form ise L. donovani ve L. infantum'un neden olduğu dalak, karaciğer ve kemik iliğini etkileyen ve tedavi edilmediğinde ölüme neden olan kala azar olarak bilinen iç organ formudur. Köpeklerde ise hastalık etkeni L. infantum'dur.

SANTURCU

Santur çalan kimse, santuri.

ALFANAFTİLTİOÜRE

Fare zehri olarak kullanılan, solunum güçlüğü ve akciğer ödemine neden olan bir bileşik, <İ>ANTU. .

FOTON

Elektromanyetik radyasyonlarda enerji akışını sağlayan, elektriksel olarak yüksüz, kütlesiz, daima ışık hızıyla hareket eden dalga paketleri. Kuantum. Elektro mıknatıssal ışınımda, durgun kütlesi sıfır ve erkesi titreşim sıklığıyla Planck durganı çarpımına eşit olan bir nicem. Elektromagnetik ışınları oluşturan, bölünmez karakterli dalga paketlerinin her biri. Fotonların yükü ve kütlesi yoktur; fakat enerjileri ve momentumları vardır. Elektromagnetik ışınımın elemanter enerji miktarı. Eloktromanyetik ışık enerjisinin ölçülebilen en küçük birimi.

KUPULA

Kadehçik; meşelerde fındık (nuks) tipi meyveyi taşıyan kadehe benzeyen yapı. Çeşitli hayvanlarda bulunan küçük bir vantuz. Kubbe, tepe, küçük kupa.

ALTKABUK

l alt kuantum sayıları; s, p, d, f harfleri ile gösterilen bir atomda temel kabuğun altındaki enerji düzeyleri.

KUARS

En yaygın kayaç yapıcı mineral. (SiO2; metalimsi olmayan parıltı, renksiz, yabancı karışımlar yüzünden çeşitli renklerde; çizgi renksiz; sertlik 7 özgül ağırlık 2.65; hekzagonal. İyi kristallenmiş ve saydam renksiz olanları Necef taşı (Bergkristal), duman rengi olanları dumanlı kuars, açık sarı renklileri sitrin, mor renklileri mortaş (Ametist), altın gibi parlak olanı avanturin (hacer-ül berk), pembe renkli olanları da pembe kuars (rosenkuarz) adiyle ziynet taşı olarak kullanılırlar. Kuarsın mikrokristalin çökeltileri kalsedon (akiki belgami)dur. Renklerine göre şöylece adlandırılır: krizopras (kiraz boncuğu); elma yeşili rengindedir. heliotrop: (kantaşı): Kırmızısı beneklidir. karneoh (katmerli Süieymani): Yeşilimsi ya da kan kırmızı rengindedir. sarder: Portakal renginde, saydamdır. safirin: Mavi renklidir. mekketaşı (akiki Yemani): Bileşiminde Mn ve Fe bulunur; koyu renkleri akik ve jasptır. genellikle silisyum tuzlarının değişmesi sonucu oluşmuş ve çeşitli miktarlarda su kapsayan silis jeli çökeltileri ise opal dir. Renk ve yapısına göre, çok renkli ve süs taşı olarak kullanılan soy opal (ayn-üş şems), süt rengindeki süt opal, apak ve saydam olanı hiya-lit (opal-i zucâci), kırmızı renkteki ateş opali (opal-i nâri) adlarını alırlar.).

SANTURİ

Santurcu.

SARIÇALI

Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki, kadıntuzluğu, çobantuzluğu, amberbaris (Berberis vulgaris).

HANTUMAN

Felâket: Biz olmasaydık işleri hantumandı.

ASETABULUM

Kalça kemerinde femurun başının girdiği cep. Böceklerde bacakların yerleştiği toraks üzerindeki boşluk. S.Arachnida'da koksanın cebi. Şeritlerde ve sülüklerde konağa bağlanmaya yarayan vantuz. 5.Sefalopodlarda kılların üzerindeki vantuzlar. Sirke kabı, hokka çukuru, çanakçık, anatomide kalça eklemi çukuru. Sestodlarda skoleks üzerinde bulunan tutunma organı. Trematodların arka çekmeni. Böceklerde bacakların yerleştiği göğüs üzerindeki boşluk. Arachnida'da koksanın cebi. Sülüklerde konağa bağlanmaya yarayan vantuz. Sefalopodlarda kılların üzerindeki vantuzlar.

YATUĞAN

Kanun, santur vb. yatırılarak çalınan sazların ortak adı.

IŞIKÖZÜ

Değeri, elektromanyetik ışınımın frekansı ile Planck değişmezinin çarpımı olan ışınım erkesinin elementsel kuantumu. Işık dalgasının erke ya da itimini (impuls) taşıyan bir sanal parçacık. Erkesi E = h. v ile bellidir, (h = Planck değişmezi, v = ışığın titreşim sayısı). Işığın dalga yinelenimine göre belirli bir erke taşıyan öğesel tanecik.

KANTOTOMİ

Dış kantusta ensizyon yapılarak gözün operasyon için iyice açığa çıkmasının sağlanması.

PANTUFLACILIK

Pantuflacının işi.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

PANTUFLACI

Pantufla yapan veya satan kimse. Sadece kadın çantası çalıp kaçan kimse.

HETEROPODA

Bazen tarantulalarla karışan büyük bir örümcek cinsi.

TURANCI

Turancılık yanlısı (kimse, görüş vb.), panturanist.

TURANCILIK

Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım, Panturanizm.