Kelimeler arşivi içinde; sonunda "amık" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. Sonu amık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında amık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde amık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HORTLAMIK, ÇIRTLAMIK
ZIRZAMIK, MURLAMIK, ÇITLAMIK
HIRAMIK, KIZAMIK, KAÇAMIK, KARAMIK, KILAMIK, KIRAMIK, MORAMIK, MUDAMIK, ŞAMAMIK, TIRAMIK, TUTAMIK, YALAMIK, BOZAMIK, DOLAMIK, GIZAMIK, CIDAMIK, CİCAMIK, ÇORAMIK, DADAMIK, DUTAMIK, GALAMIK, GARAMIK
ILAMIK, ALAMIK, ADAMIK, ACAMIK
AMIK
Suda yaşıyan çok ince, uzun ve beyaz renkli bir kurt.
MUDAMIK
Tıpatıp, uygun : Bir elbise diktirdim, üzerime mudamık geldi.
ÇIRTLAMIK
Su fışkırtan oyuncak.
ÇITLAMIK
Alıca benzeyen bir yemiş. Bir çeşit mürver ağacı.
ZIRZAMIK
Dolu.
MORAMIK
Bahçe çevresinde çit yerine kullanılan, mor renkli meyveleri olan çalılar.
KAÇAMIK
Ayakkabılara ağaç çivi çakmak için delik açmakta kullanılan bir ayakkabıcı aracı, biz.
KIZAMIK
Genellikle küçük yaşlarda görülen, kuluçka dönemi bir iki hafta süren, bulaşıcı, ateşli, ufak kızıl lekeler döktüren hastalık.
KARAMIK
Saçma büyüklüğünde meyveleri olan dikenli bir bitki, çalı. Vücutta siyah kabarcıklar çıkaran bir hastalık. Böğürtlen. İri ve kahverengi göz için. Afyon ilinde, Çay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Antalya ilinde, Elmalı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Kastamonu ilinde, Daday belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KILAMIK
Bağ çubuğu, kurumuş bağ çubuğu. Süpürgeotu.
MURLAMIK
Yatan, uyuyan kedinin çıkardığı ses, mırıltı.
HORTLAMIK
Sevilmeyen yaşlı kadın.
TIRAMIK
Çam kabuğu.
HIRAMIK
Zayıf hastalıklı, büyüyememiş, gelişememiş kişi.
KIRAMIK
Hamken yeşil, olgunlaşınca siyah, küçük meyveleri olan bir çeşit funda. Dağ sırtı, tepe, yamaç, bayır.
ŞAMAMIK
Ekşimsi, küçük kavun.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HESBİ
En candan, en yakın anlamında kullanılır: Hesbi gardaşum olsa gene yardım etmem. Kızamık, çiçek gibi hastalıklarda görülen kabarcıklar: Hesbiler yapışa da götüre.
CEZALET
(Divan edebiyatı terimi) Bazı kelimelerin kulağa kuvvetli gelmesi hali. Sözcüklerin, savaş ve benzeri konulardaki sertliğe -sesleriyle- uygun düşerek kulağı okşamaları: / Kemend-i can-gündazı ejder-i kahrolsa cellâdın / Müreccahtır yine bin kerre zencir-i esaretten (Namık Kemal).
RUBİVİRÜS
Togaviridae ailesinde yer alan ve böceklerle taşınmayan ardaki kızamıkcık virüsün de bulunduğu virüs cinsi.
KIZANBIĞ
Kızamık.
TOGAVİRÜSLER
Pek çoğu böceklerle taşınan, Doğu, Batı ve Venezüella at ensefalitisi hastalığı virüsleriyle insanlarda kızamıkçık hastalığı virüsü gibi, yapılarında pozitif anlamlı ve yaklaşık olarak 12 kb uzunlukta tek iplik RNA genomu bulunduran, zarflı ve 60-70 nm çapında virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Togaviridae.
İLMECE
Kızamık hastalığı.
İNDİFA
Püskürme. Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme. Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma.
GEVİRCİ
Çocuklarda kızamık hastalığının belirtileri.
KIRANBIĞ
Hafif geçen bir çeşit kızamık hastalığı.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
PELİÇ
Boynuzları yana ve aşağıya doğru uzayan hayvan. Eğri, yamuk; peliçine yap: eğri, yamık yapmak.
KAMBERİZ
Karamık ağacı.
ÇÖRCÜK
Kızamık, kızıl.
ÜSTÜNLEME
İki ve daha çok nesneden birini üstün sayarak ötekilerini sözde ona bağlama. (Şems ile Kamer birlikte anılınca Kameryn; Hasan'la Hüseyin'in ikisi için Hasaneyn denilmesi gibi.). Özneyle yüklem arasında kişilerden birinin üstünlüğü yönünden bağlantı (uygunluk) kurma işi. Ör. : "Ben sen yoğuz, biz varız." (Ziya Gökalp). Sözün gelişine göre birini benzerlerinden, çağdaşlarından ya da çığırdaşlarmdan üstün gösterme. Ör.: Alp Arslanlar, Namık Kemaller, Atatürkler.
ALGÖYNEK
Kızıl hastalığı. Kızamık, kızamıkçık. Kurdeşen hastalığı. Bir çeşit kırmızı erik.
PARYANDI
Ünlü, tanınmış. Kızamık hastalığı.
ÖZDEYİŞ
Bir düşünceyi, bir duyguyu, bir ilkeyi kısa ve kesin bir biçimde anlatan, genellikle kim tarafından söylendiği bilinen özlü söz, vecize, ülger, kelamıkibar, aforizm, aforizma, motto.
KÖME
Cevizli sucuk. Küme, yığın, topluluk. Keklik ve benzerleri kuşları avlamak için çalı çırpıdan yapılan, avcının gizlenmesine yarayan yer, barınak. Yırtıcı hayvanları avlamak için yapılan tuzak. Kızamık hastalığı. Cevizli pekmez sucuğu. Sucuk. Meyveli sucuk; üzüm veya dut şırasına ipe dizilmiş kuru yemişler daldırılıp çıkartılarak yapılır. Yığın. Mezra.