Sonu ALTIN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "altın" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu altın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında altın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde altın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ALTIN

Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

BEYAZALTIN

Eskişehir kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÖZALTIN

Özü altın gibi değerli olan kimse.

ANNALTIN

Alna takılan altın.

PALTIN

Semerin arkasındaki kösele parçası. (Miri Fatsa Ordu).

  -   -   -  

Anlamında ALTIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ALTIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALTINLAŞMAK

Altın durumu veya görünümü almak.

AYAR

Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.

ALTUNİ

Altın sarısı. Bu renkte olan.

ARSENİK

Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).

ANTİMON

Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb).

ALŞİMİ

Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı, simya.

AST

Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.

ALTINCI

Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen. Altın alıp satan kimse.

ALTINOLUK

İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ARMUDİYE

Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.

ALTINIMSI

Altınsı.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

ALTLIK

Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

ALINLIK

Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.

AKUPUNKTUR

Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.

ALTINCILIK

Altıncının yaptığı iş.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ALTLAMAK

Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek.