Kelimeler arşivi içinde; başında "ala" olan, 4 harfli toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. ala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Sözcüklerin anlamı için kelime üzerindeki bağlantılardan faydalanabilirsiniz.
ALAR
Onlar.
ALAÇ
Siyahla beyaz karışık renk, siyahlı beyazlı. İlâç.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ALAG
Tepelerde rüzgâr gören açık yerler.
ALAT
Acele, ivedi, çabuk. İpek böceklerinin koza yapmalarından bir hafta, on gün önce, çok yaprak yeme devresi. Bez dokuma tezgâhı. Sarıya veya kırmızıya boyanmış yün iplik. Elbise. Azgın, tehlikeli köpek. Bir çeşit çam ağacı. Karanfil, zencefil, tarçın gibi baharların karışımı. Düğünlerde pilâvın üzerine konulan söğüş et. Bulaşık. Uykudan uyanan ipek böceğinin yaprağa saldırması, evecen yemesi. Acele, çabuk. Bir tür çam ağacı.
ALAH
Tarladaki zararlı bitkiler: Bu yıl tarlayı alah kaplamış.
ALAZ
Alev, yalaz.
ALAK
Bataklık yer. Köşk. Bağ, bahçe kulübesi. Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer. İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç. At eğeri. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?. Kızana gelmiş köpek. Karışık tüylü. Çiftleşmek isteyen dişi köpek.
ALAD
Acele, ivedi, çabuk. Ahlat, yaban armudu.
ALAF
Alev. Telâş, korku: Ahmet bize bir alaf salıverdi. Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b.: Bu yıl alaf bol, sığırlar semiz olur. Suyu çekilmiş, yarı kurumuş buğday veya haşhaş. Hayvan yemi satıcısı. Hayvanlara yedirilen yeşil yaprak ve dallar: Sığırlara biraz alaf topla gel. Taş, kerpiç veya ağaçtan yapılmış hayvan yemliği: Koyunların alafında ot kalmamış. Hayvanların su içtikleri yer, yalak. Süprüntünün yüze gelen iri kısmı, çalı, çırpı: Bahçenin alafını ateşe verdim. Hayvanlara yedirmek için kurutulmuş ot, mısır sapı. Hayvanların yem yediği yer. Hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, yiyeceği (Erzincan Merkez). Arpa, hayvan yemi. Arapça kökenli alef: Hayvan yemi, hayvan gübresinin kurusu. Mısır sapı. Hayvan yiyeceği, yal.
ALAV
Alev. Hayret bildirir ünlem: Alav, bu nasıl iş?. Alev, ateş.
ALAŞ
Siyahla beyaz karışık renk, siyahlı beyazlı. Sıcak su. Pis su. Büyük ve siyahlı beyazlı bostan köpeği. Yeşil başlı erkek ördek. Kula at. İkiyüzlü, ara bozucu. Obur, çok yiyen. Köpekleri uyarmada kullanılan bir çağrı.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.