Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aksan" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aksan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında aksan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aksan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
UTERORELAKSAN
ERAKSAN
PAKSAN
AKSAN
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
PAKSAN
Temiz, doğru, namuslu tanınmış kimse.
ERAKSAN
Temiz adlı yiğit.
UTERORELAKSAN
Döl yatağı kaslarının gevşetici, tokolitik ilaçlar.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKSAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SIRAMAÇ
Sıraya dizilmiş, sıralanmış: Sıramaç kayalara baksana.
BAKSAĞA
Baksana.
CODUL
Biçilmiş tarlalarda kalan kök: Gız ana baksana ayağıma codul battı.
BAKA
Bak: Baka neler yapıyor. Dik (çift demiri için). Baksan a!.
ŞADARA
Büyük delikli kalbur. Delik deşik olmuş, biçimsiz nesne: Baksana bir kere yola, şadara. Büyük kalbur. Büyük gözenekli kalbur; yüzü çiçek bozuğu olanlara verilen takma ad. Büyük gözenekli kalbur. (Kayalık Susuz Kars).
VURGU
Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılmış olan baskı, aksan.
AFSIZ
Habersiz: Ahmet aksanı eve afsız geldi.
HAMURTMAH
Dargın durmak, surat asmak: Bize darıldı homurtusuna baksana.
YAHSANE
Yaksan ya!.
BAKSANINA
Baksana.
ÇİRTİKLEMEK
Bir konu üzerinde tartışırken el kol hareketleri yaparak konuşmak: Adam çirtikliyor baksana.
ÇEKİNCEK
Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.
YAHU
"Hey, bana bak, baksana" anlamlarında bir seslenme sözü. Cümlede rica anlamını pekiştirmek için kullanılan bir söz. Üzerine dikkati çekmek için söylenen söze katılan bir kelime.
KÖRYAN
Bir yere bakarken gözün yandan gördüğü yerler: Baksana gözünün köryanında.
DEFE
Dokuma tezgâhlarında mekiği hareket ettiren, argaç atıldıktan sonra da bunu sıkıştıran tezgâhın ana kısımlarından biri: Defenin hiç düzeni yok, şuna bir baksana. Defa, kez, bk. dehfe. Dokuma tezgâhında ipleri sıkıştırmak için kullanılan araç. (Ankara). Çulhaların mekik attıktan sonra ipi sıkıştırmak için kullandıkları taraf. Dokumacılıkta tarak vurma.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.
KSANTOFİL
Geniş yayılımlı sarı ya da kahverengi bir karotenoit pigment grubu; karotenlerin oksijenli türevleri. Lütein, neoksantin, kriptoksantin, violaksantin bu gruba girer. Sarı veya kahverengi bir karotenoit pigment grubu. Bitkilerde, plastidler tarafından sentezlenen, klorofille birlikte fotosentezde görevli, sarı renk maddesi.