Sonu AKKIN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akkın" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akkın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında akkın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akkın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AKKIN

Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Eğimi, inişi fazla olan yer, meyilli, eğimli. Akıntılı, hızlı akan su, akıntılı su kanalları. Meyil, suya akış imkânı veren eğim. Az meyilli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Sürülmesi ve çalışılması kolay tâvlı toprak. Yolunda, yoluna girmiş, olurun da (iş hakkında). Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerliyen, akıcı (iş hakkında). İşlenmesi kolay, pürüzsüz, düzgün, budaksız ağaç veya tahta. İstekli, eğinik, gönüllü, tutkun. Anlayışlı. İştahla, istiyerek yenen yemek. Beyaz kılıç kabı. İstekli, gönüllü, tutkun. Akan su. Açık, düzgün, pürüzsüz. Az eğimli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerleyen, akıcı iş. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda iş.

BİHAKKIN

Hakkıyla, gerçekten.

KAKKIN

Birbirine paralel, simetrik olan şeylerin dengesiz duruşu: Masanın ayakları kakkın duruyor.

  -   -   -  

Anlamında AKKIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKKIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELİRSİZ

Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz. Bilinmeyen, meçhul. Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem.

DİLLENMEK

Çocuk konuşmaya başlamak. Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak, dile düşmek. Konuşma yeteneği olmayan varlık konuşmak, dile gelmek.

DİLLENDİRMEK

Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak. Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

AKLANMAK

Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.

FERMANLI

Hükûmete karşı gelmek suçuyla aranan ve cezalandırılması için hakkında ferman çıkan (kimse). Kimseden korkusu olmayıp dilediği gibi davranan.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

BELİRTKE

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.

FİŞLEMEK

Fiş üzerine yazmak. Bir işle ilgili konuda fiş açmak. Güvenlik kuruluşu, bir kişi hakkında dosya açmak.

DEVREDİLEBİLİRLİK

Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

FERAGAT

Hakkından kendi isteğiyle vazgeçme.

FARİĞ

Vazgeçmiş, çekilmiş. Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan. Sıkıntısız, rahat.

GİRİMLİK

Bir yere girmek hakkını gösteren kâğıt, giriş kartı, duhuliye kartı.

HAKLAŞMAK

İki taraf birbirine hakkını verip alacak verecekleri kalmamak, ödeşmek.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.