Kelimeler arşivi içinde; sonunda "adaşlık" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu adaşlık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında adaşlık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde adaşlık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ARKADAŞLIK, KAFADAŞLIK, SIRADAŞLIK
DADAŞLIK
ADAŞLIK
ADAŞLIK
Adaş olma, aynı adı taşıma durumu.
DADAŞLIK
Dadaş olma durumu.
KAFADAŞLIK
Kafadarlık.
ARKADAŞLIK
Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.
SIRADAŞLIK
Biri ötekine bağımlı olmaksızın aynı sıraya alınan kelime veya sözlerin hali Coordonné) bk. Uyrum.
Bu bölümde tanımı içerisinde ADAŞLIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARHADAŞLOH
Arkadaşlık.
REFAKAT
Arkadaşlık etme, birlikte bulunma. Eşlik etme.
GONUŞUKLUK
Tanışıklık, arkadaşlık.
GONUŞULU
Tanışıklık, arkadaşlık.
CENTİLMEN
İyi arkadaşlık eden, saygılı, görgülü, kibar (erkek).
PERÇİNLEŞMEK
Arkadaşlık, dostluk ilişkileri çok güçlenmek, pekişmek, sağlamlaşmak.
KAVALYE
Kadına, dansta eş olan veya bir yerde, toplantıda arkadaşlık eden erkek. Kibar erkek.
KILDAK
Kadınlarla arkadaşlıktan hoşlanan, kadınsı.
KAFADARLIK
Kafadar olma durumu, kafadaşlık.
ERGİNAL
"Olgunlaşmış, yetişmiş kimselerle arkadaşlık yap" anlamında kullanılan bir isim".
CÖNERLİK
Arkadaşlık.
MUSAHİP
Sohbet, arkadaşlık eden kimse. Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan. Yol kardeşi.
MÜSAİB
Arapça kökenli musahib. Arkadaşlık eden, yol arkadaşı, yol ve can kardeşi. Karı kocanın seçtiği "kefil" anlamında eş.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
KILAVLANMAK
Süslenmek, boyanmak. Göz koymak (kadın ve erkek arkadaşlık etmek için).
GÖTÜRMEK
Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.
TESAHUP
Benimseme, sahip çıkma. Arkadaşlık etme.
EŞİRGENMEK
Kıskanmak, çekememek. Sevişmek: Bu iki komşu çok esirgenirler. Can sıkıntısını gidermek için herhangi bir kimse ile dertleşmek, konuşmak. Yoldaşlık etmek, birbirinin elinden tutmak, eş olmak: Bu çiftlikde kimse yok, onunla esirgenerek oturabilirsek oturacağız. Konuşmaya hazır bir halde yutkunup durmak. Oyalanmak. Alışmak, kendine eş tutmak, arkadaşlık etmek.
HALLİ
Çocuk dilinde yakın arkadaşlık: Biz halli değil miydik?.
KOMİTARE
Eşlik, arkadaşlık etme.