Kelimeler arşivi içinde; sonunda "abut" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu abut ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında abut olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde abut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ABULLABUT, BUZALABUT
ABALABUT, ABILABUT, ABULABUT, ŞALLABUT, ZAHNABUT, ZEKNABUT
MARABUT
ALABUT
MABUT, TABUT, ÇABUT, LABUT, ŞABUT
ABUT
ABUT
Obur, çok yiyen. Adım. İş bilmez, sersem.
MABUT
Kendisine tapılan varlık.
ALABUT
Buğdayın kötü olması ve biçerken başından çalınması. Yazın mandaları serinletmek için üzerlerine su atmaya yarıyan, ağaçtan yapılmış çukur kürek, çömçe.
ZEKNABUT
Zehir.
BUZALABUT
Baharda kırlarda açan mor bir çiçek.
ŞALLABUT
Dağınık, kötü giyimli, yakışıksız.
TABUT
Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç, sal, ölü salı. İçine yumurta konan uzun sandık.
MARABUT
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
LABUT
Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Balıkları ürkütüp serpilen ağ yönünde gitmelerini sağlamak için üstüne vurarak ses çıkartılan, saplı, madenden yapılmış kap. Er geç, kuşkusuz : Labut bigün elume geçersun. Araba tekerleği demir çenberinin altında bulunan ağaç kasnak. (Tefenni Burdur). Denize vurmak yöntemiyle balıkların ağa doğru yönetilmesini sağlayan bir taşın arkasına ağaç takılmasıyle oluşan araç. (Gerze Sinop).
ZAHNABUT
Beddua.
ÇABUT
Çaput.
ŞABUT
Sazangiller (Cyprinidae) familyasından, Dicle-Fırat nehir sisteminde yaşayan 50 kg üzerinde ağırlığa, 2 metreye yakın boya ulaşabilen, vücudu büyük pullarla örtülü ve yanlardan yassılaşmış, rengi sırtta koyu kahverenkli, yanlarda esmer kahverengi, karın bölgesinde ise kirli sarı, anal ve kuyruk yüzgeçleri koyu, diğer yüzgeçleri açık renkli olan bir tür.
ABULABUT
İri, Şişman, hantal. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Ahmak, budala, sersem, aptal. Perişan, pejmürde.
ABALABUT
Perişan, pejmürde.
ABILABUT
Çirkin, gösterişsiz. İri, Şişman, hantal. Ahmak, budala, sersem, aptal.
Bu bölümde tanımı içerisinde ABUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CENAZE
Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü. Cenaze töreni. Ölü, ölmüş kimse.
SAL
Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı. Tabut.
TABUTLUK
Camide boş tabutların konulduğu yer. Ancak bir kişinin hareket etmeden ayakta durabileceği özel işkence bölmesi.
MURABIT
Savaşçı derviş. Marabut.
AĞACAT
Tabut.
İMAMKAYIĞI
Tabut.
SALAĞACI
Tabut.
BARAT
Beraat, arınma. Bir iki santimetre eninde sarı yaldızdan yapılan, tabutların üstüne, yanlarına parçalar halinde yapıştırılan şerit. Hayvanlara vurulan nişan. Berat.
ABULLABUTLUK
Abullabut olma durumu.
KATAFALK
Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutunun konulması için yapılmış yüksek yer.
SANDUKA
Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık.
SALACA
Hasta, yaralı ya da ölü taşınan sedye. Tabut. Tutukevi. Ölü. Sedye. Hayvanın çektiği hasta sedyesi. Üstünde ölü yıkanılan kerevet. Sedye, tabut.
SALTAHTASI
Tabut, ölü taşımakta kullanılan tahta.
SALLIK
1.Evlerin salon bölümü. 2.Bağ evlerindeki taraça. 3.Taşlık. Caminin dışında tabut konulan yer.
SALACI
Üstüne tabut konan dört kollu ağaç.
TENEŞİRLİK
Cami avlularında teneşir ve tabut konulan yer. Teneşir yapmaya yarayan tahta. Ölmek üzere olan (hasta). Kötü huyunu ölünceye kadar sürdüren (kimse).
SANDIKTAŞ
Taştan oyma ve üstü taş kapakla örtülü tabut. Rize şehrinde, Derepazarı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BELÇEK
Mintan, içlik, firenk gömleği. Cenazeyi mezara koyarken, tabutun altından geçirilip üstte birleştirilen, kuşak gibi kaput bezi parçası.
KABIRCAK
Tabut.
MAYAFA
Hastaları bir yere götürmek için kullanılan, tabuta benzer sandık. Tembel.