ABİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "abi" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. abi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu abi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde abi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ABİDELEŞTİRİLMEK

15 harfli kelimeler

ABİDELEŞTİRİLME

14 harfli kelimeler

ABİDELEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

ABİDELEŞTİRME

12 harfli kelimeler

ABİYOGENETİK

11 harfli kelimeler

ABİDELEŞMEK, ABİYOSESTON

10 harfli kelimeler

ABİDELEŞME, ABİYOGENEZ, ABİYOTROFİ, ABİYOLOJİK

9 harfli kelimeler

ABİYOGENİ, ABİYOLOJİ

8 harfli kelimeler

ABİYOZİS, ABİLEMEK, ABİYOTİK, ABİDEMSİ

7 harfli kelimeler

ABİDEVİ

6 harfli kelimeler

ABİYOZ, ABİRİZ, ABİDİN, ABİDİK

5 harfli kelimeler

ABİYE, ABİSİ, ABİLA, ABİDE

4 harfli kelimeler

ABİŞ, ABİT, ABİY, ABİS, ABİR, ABİL, ABİH

Bazı kelimelerin anlamları

ABİ

Ağabey. Ağabey, büyük erkek kardeş. Ağabey - abisini.

ABİDELEŞTİRİLME

Anıtlaştırılma.

ABİYOGENİ

Cansızdan gelişme, cansızlardan oluşma.

ABİYOTROFİ

Doğuştan yapısal zayıflığa bağlı olarak herhangi bir organın normal işlevini zamansız kaybetmesi. Belli organ ve dokuların, özellikle sinir sisteminin doğum sonrası dönemde henüz tam olarak gelişimini tamamlamamış hücrelerinin dejenerasyonuna bağlı olarak yapı, işlev veya hayatiyetlerini kaybetmeleri. Programlanmış hücre ölümündeki artış olarak da değerlendirilir, erken hücre yaşlanması.

ABİYOLOJİ

Cansızları inceleyen bilim dalı. İnorganik veya cansız maddelerle yapılan çalışmalar.

ABİDELEŞME

Anıtlaşma.

ABİYOLOJİK

Cansızlarla ilgili, cansızlara ilişkin.

ABİLEMEK

Göreceği gelmek, göresimek.

ABİYOSESTON

Seston içerisinde yer alan cansız ögeler.

ABİDELEŞTİRME

Anıtlaştırma.

ABİYOGENEZ

Hayatın kökeni olarak canlıların cansızlardan meydana gelmesi; mikroorganizmaların ve yüksek organizmaların birdenbire cansızlardan meydana geldiğini ileri süren teori. Spontane generasyon. Hayatın kökeni olarak canlıların cansızlardan meydana geldiğini savunan teori, spontan jenerasyon, spontan nesil. Canlıların kendiliğinden cansızlardan oluştuğunu ileri süren teori, spontane jenerasyon teorisi.

ABİDELEŞTİRİLMEK

Anıtlaştırılmak.

ABİDELEŞTİRMEK

Anıtlaştırmak.

ABİYOZİS

Abiyoz.

ABİYOGENETİK

Cansızdan oluşan.

ABİDELEŞMEK

Anıtlaşmak.

  -   -   -  

Anlamında ABİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ABİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

AĞAÇ

Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.

ALTILIK

Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

ADAPTÖR

Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

ALIRLIK

Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.

ALAKART

Seçmeli yemek, tabildot karşıtı.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

AKŞAMSEFASI

İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki, gecesefası (Mirabilis jalapa).

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

AĞAÇKAKAN

Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.