Kelimeler arşivi içinde; başında "yasla" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. yasla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yasla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yasla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YASLAYABİLMEK, YASLANABİLMEK
YASLAYABİLME, YASLANDIRMAK, YASLANABİLME
YASLANDIRMA
YASLANMAK
YASLAMAK, YASLANMA, YASLAHAÇ, YASLAĞEÇ, YASLAĞAÇ
YASLAMA, YASLAĞI
YASLAM, YASLAÇ
YASLA
YASLA
Hayvan yemliği.
YASLAM
Eğimli yer.
YASLAĞAÇ
Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta. Fırına pazı taşımak için kullanılan, kısa saplı tahta araç. (Esnemez, İnönü Eskişehir) (yaslahane) : (Mudurnu Bolu). Fırında pişen ekmekleri çevirmek için kullanılan kısa saplı, oval tahta.
YASLANMAK
Dayanmak. Yasa bürünmek, yas içinde olmak. Güvenmek.
YASLANABİLME
Yaslanabilmek işi.
YASLAYABİLME
Yaslayabilmek işi.
YASLAMA
Yaslamak işi.
YASLANMA
Yaslanmak işi.
YASLAYABİLMEK
Yaslama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YASLANDIRMA
Yaslandırmak işi.
YASLAĞI
Hayvan yemliği.
YASLAĞEÇ
Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.
YASLAMAK
Bir şeyi bir yere dokunur duruma getirmek ve bu durumda bırakmak veya tutmak, dayamak. Dayandırmak.
YASLANABİLMEK
Yaslanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YASLAHAÇ
Üstünde hamur açılan, yemek yenilen tahta.
YASLANDIRMAK
Yaslanma işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YASLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRILMAK
Birinin üzerine eğilmek, yaslanmak, abanmak. Bacaklarını ayırarak oturmak veya dikilmek.
MUKAYESE
Benzeterek veya karşılaştırarak değerlendirme, karşılaştırma, kıyaslama.
KARŞILAŞTIRMAK
Karşılaştırma işini yaptırmak. Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek. Dikişte giysinin bir yanına yapılmış olan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak.
KARŞILAŞTIRMA
Kişi ve nesnelerin benzer veya aynı yanlarını incelemek için kıyaslama, mukayese.
MİNDER
İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
DAYAMAK
Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
JURO
İkinci Çağın triyasla kretase arasında kalan dönemi.
NAZARAN
Göre, oranla, kıyasla.
İSTİNAT
Dayanma, yaslanma. Bir şeyi kanıt sayma. Güvenme, kuvvet alma.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ORANLA
Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.
KIYASLAMA
Kıyaslamak işi, mukayese.
BİNKAT
Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde.
MÜSTENİT
Dayanan, yaslanan.
YASTAMAK
Dayamak, yaslamak.
ORANLAMAK
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
KAYKILMAK
Arkaya doğru eğilerek, yaslanarak oturmak.
KIYASLANMAK
Kıyaslama işi yapılmak, karşılaştırılmak.