TÜYE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tüye" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. tüye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tüye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tüye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TÜYE

Deve.

TÜYENG

Tüfek.

TÜYEME

Görmeden, el ayak yordamıyla : Karanlıkta tüyeme gittim.

  -   -   -  

Anlamında TÜYE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

LEKELENME

Lekelenmek işi. Adı kötüye çıkma.

TİRAN

Eski Yunan'da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse. Acımasız, gaddar, despot.

KÖTÜMSER

Her şeyi kötü yanıyla ele alan, hep en kötüyü bekleyen, kötüye yorumlayan, karamsar, bedbin, pesimist, iyimser karşıtı.

NEZARETLİ

Görünüşlü, görüntüye sahip, manzaralı.

HIYANET

Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık.

ARGALI

Dikiş hatasından dolayı elbisenin ütüye uymıyan tarafı. Yaban koyunu.

DAMGA

Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.

MUZMAHİL

Çökmüş, çöküntüye uğramış.

SUİSTİMAL

Görev, yetki vb.ni kötüye kullanma.

YOLSUZLUK

Yolsuz olma durumu. Parasızlık. Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma.

ZEHRETMEK

Tatsızlık çıkarıp üzüntüye yol açmak, bunaltmak, acı vermek, sıkmak, üzmek.

İSTİSMARCI

Birinin iyi niyetini kötüye kullanan (kimse). Sömürücü.

İSTİSMAR

Birinin iyi niyetini kötüye kullanma. Sömürme.

SİNEMASKOP

Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.

TEKERLENMEK

Yuvarlanmak, dönmek. Durumu bozulmak, kötüye gitmek. Uğraşmak, peşinde koşmak, yuvarlanıp gitmek.

ACILANMAK

Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.

DERTLENMEK

Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak.

RENKLİ

Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

KUŞKU

Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek. Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.

SOYSUZ

Soyunun özelliklerini yitirmiş olan (kimse, bitki vb.), dejenere. Biyolojik ve toplumsal ölçüler yönünden göze batacak kadar kötüye giden (kimse), dejenere. Kötü tanınmış, ahlaksız.