TUTAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tutar" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. tutar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tutar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tutar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMAK

13 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMA

11 harfli kelimeler

TUTARSIZLIK

10 harfli kelimeler

TUTARLILIK, TUTARSIZCA

9 harfli kelimeler

TUTARIKLI

8 harfli kelimeler

TUTARLIK, TUTARSIZ

7 harfli kelimeler

TUTARAK, TUTARCA, TUTARGA, TUTARIK, TUTARLI

6 harfli kelimeler

TUTARI

5 harfli kelimeler

TUTAR

Bazı kelimelerin anlamları

TUTAR

Nicelik bakımından bir şeyin bütünü. Para miktarı, meblağ.

TUTARLIK

Uygunluk, insicam. Anlatımın konuyla bağdaşması, insicam.

TUTARSIZLAŞMAK

Tutarsız duruma gelmek.

TUTARSIZ

Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız.

TUTARGA

Sara.

TUTARSIZCA

Tutarsız bir biçimde.

TUTARLILIK

Tutarlı olma durumu, insicamlılık.

TUTARAK

Sara.

TUTARSIZLAŞMA

Tutarsızlaşmak durumu.

TUTARI

Sara hastalığı.

TUTARCA

Karın ağrısı.

TUTARSIZLIK

Tutarsız olma durumu, insicamsızlık.

TUTARLI

Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı.

TUTARIK

Sara.

TUTARIKLI

Saralı.

  -   -   -  

Anlamında TUTAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUTAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ÇELİŞMEK

Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

HESAP

Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.

BAREM

Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.

HACİMSİZ

Hacmi olmayan, oylumsuz. Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım.

DALGALANMAK

Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

BAĞDAŞMAZ

Uyuşmaz, tutarsız.

BOPLUK

Bop tutarında olma.

FLAMBE

Aleve tutarak pişirme yöntemi.

DEBRİYAJ

Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek. Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık.

AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.

BAĞDAŞIM

Tutarlık, tutarlılık, insicam.

DİDON

Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona. Züppe. Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm.

ÇALYAKA

Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.

IKINMAK

Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak. Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak.

ÇEKİŞTİRMEK

Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.

GENELKURMAY

Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye.

ASORTİ

Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve biçimde olan (giysi).