Sonu TOKU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "toku" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu toku ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında toku olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde toku olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TOKU

Kirli giysileri yıkamaya yarayan tahta tokmak. Çapı beş cm. kadar olan demir halkalara verilen ad. (Gazelyapı Kütahya). Tokmak, değnek.

TOKTOKU

Kulpsuz, küçük su testisi. Ahlat kurusu ile kavrulan dövülmüş mısır.

  -   -   -  

Anlamında TOKU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TOKURTU

Tokurdama sırasında çıkan sesin adı.

MIR

Bozulmuş turşu. Değiş tokuş : Öküzle düğeyi mır edelim.

SADME

Çarpışma, tokuşma, vurma. Sarsıntı.

TAHIŞLUH

Karşılıklı alışveriş, değiş tokuş.

TOKUŞTURMA

Tokuşturmak işi.

DOKURCUN

Ot ya da ekin yığını. Dokuztaş oyunu. Çizgili şayak kumaş, tokurcun.

DEK

Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.

TOKURDAMA

Tokurdamak işi.

KUPÜŞMEK

Çarpışmak, tokuşmak.

TOKURDATMA

Tokurdatmak işi.

TOKURDATMAK

Tokurdama işini yaptırmak.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ETENELENME

Embriyo veya eklentileriyle ana arasında kimyasal değiş tokuşu sağlamak amacıyla ilgi kurma.

TIRAMPA

Değiş tokuş.

TOKA

Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. El sıkışma.

TOKUŞMA

Tokuşmak işi.

DEĞİŞİM

Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Rüzgârın yön değiştirmesi. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon.

DOHSAN

Doksan. Eski türkçe tokuz-on: doksan.

ÇARPIŞMAK

Birbirine çarpmak, tokuşmak. Birbirine üstün gelmeye çalışmak. Vuruşmak, savaşmak.

VURMAK

Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.