Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tiki" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tiki ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tiki olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tiki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İSTATİSTİKİ
ELASTİKİ, POLİTİKİ, URUMTİKİ
ÜSTİKİ
TİKİ
TİKİ
Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için). Küçük doğranmış, kuşbaşı et kavurması. Tilki. Polinezya takımadalarında, en çok da Markiz adalarında tanrılaştırılmış atalara tapınma sırasında kullanılan; ağaçtan, taştan ya da kemikten yapılma yontuların genel adı.
POLİTİKİ
Politika - polikiye: politikaya.
URUMTİKİ
Bir çeşit horan.
ELASTİKİ
Esnek.
ÜSTİKİ
Bir niceliğin, kendisiyle çarpılarak elde edilen ikinci kuvveti.
İSTATİSTİKİ
İstatistiksel.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSTATİSTİKSEL
İstatistiğe dayanan, sayımlamalı, istatistiki.
SUNGER
Sünek, elastiki.
LASTİK
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yazı silgisi. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yapılmış. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Korse.
ÇET
İyice dövülmemiş buğdayın kalburda toplanan kısmı. Ormanlarda büyük ağaçlar arasında yetişen gövdesi ve dalları elastiki bir cins küçük ağaç.
ESNEKLİK
Esnek olma durumu, elastikiyet. Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması.
ESNEK
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki. Görüş ve tutumlarında katı olmayan. Değişik yorumlara elverişli.
KIRTİK
Kurumuş sığır gübresi. Pek az, azıcık, bir parça : Bir kırtik ekmek ver. Artık. Sakal : Kırtikin ağarmış, bu sözler sana yakışır mı?. Ufalanmış sabun parçası. Kulak kıkırdağı. Kırılıp ufalmış parça. Az. Kurumuş (ekmek ve benzerleri için).
ESKİLİK
Eski olma durumu, antikite.
TİKELMEK
Kalkmak, doğrulmak. Kalkmak; doğrulmak; kafa tutmak; bk. ayrıca tikilmek.
SİNGİR
Uçları düzgün kesilmiş (Kütük, kiriş, direk vb.). Eski türkçe sinir: sinir; elastiki; lastik. Kas, sinir. Toplu vücuttaki et boğumları.
YÜZÖLÇÜMÜ
Bir cismin, uzunluk birimi üstikisi ila ölçülen yüzeyi.