Sonu TİKA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tika" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tika ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tika olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tika olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

ANTARKTİKA, ASARIATİKA

9 harfli kelimeler

DOMESTİKA

8 harfli kelimeler

POLİTİKA, MEMETİKA

7 harfli kelimeler

BASTİKA, SALTİKA, MASTİKA, POETİKA, PRATİKA, MİSTİKA, PLATİKA

6 harfli kelimeler

ANTİKA, NATİKA, PATİKA, İSTİKA

4 harfli kelimeler

TİKA

Bazı kelimelerin anlamları

TİKA

Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).

MASTİKA

Sakız rakısı. Sakız ağacından çıkarılan reçine.

PLATİKA

En çok 25 cm. boyunda olup, geniş tenyanın ikinci arakonakçıları arasında adı geçen levrekgiller türü. Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, levrekgiller (Percidae) familyasından, 15-25 cm kadar uzunlukta, sırtı zeytin yeşili, Avrupa ve Kuzey Asya'nın akıntılı göl ve ırmaklarında yaşayan bir tür. (Aterina cernua), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının levrekgiller (Percidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 15-25 cm. Sırtı zeytin yeşilidir. Avrupa ve Kuzey Asyanın akıntılı göl ve ırmaklarında yaşar.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

MİSTİKA

Yalnız yelkenle devinen bir tür savaş gemisi.

POETİKA

Aristoteles'in şiir, dram sanatı, epik konuları kapsayan ve kurallar öneren kitabı. Bu kitabın komedya üzerine olan bölümü ele geçmemiştir. Aristoteles, bu kitabı M.Ö. 363 - 360 yıllarında yazmıştır. Aristoteles'in İÖ 363-360 yıllan arasında yazdığı, şiir, dram sanatı ve epik konularını içeren ve kurallarını öneren yapıtı. Bu kitabın komedya üzerine olan bölümü ele geçmemiştir.

POLİTİKA

Devletin etkinliklerini amaç, yöntem ve içerik olarak düzenleme ve gerçekleştirme esaslarının bütünü, siyaset, siyasa. Davranış biçimi, düşünce yapısı. Bir hedefe varmak için karşısındakilerin duygularını okşama, zayıf noktalarından veya aralarındaki uyuşmazlıklardan yararlanma vb. yollarla işini yürütme.

PRATİKA

Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni.

PATİKA

Engebeli yerlerden gelip geçenlerin ayak izlerinden oluşan, tekerlekli araç işlemeyen dar yol, çığır, keçi yolu, yolak.

MEMETİKA

Serçeye benzer renkli bir kuş.

ASARIATİKA

Eski yapılar, eski eserler.

SALTİKA

Roma tiyatrosunda, sözsüz oyunlara eşlik eden dans parçası. Sözsüz oyunlara eşlik eden Roma dans oyunu türü.

NATİKA

Ağ gözelemede, gözeyi oluşturan dört düğümden karşılıklı gelenlerin, ağ gözü gerildiğinde dik doğrultuda olanlarının daha fazla kapanma durumu.

DOMESTİKA

Evcil.

ANTARKTİKA

Güney Kutbu'ndaki kara bölgesi.

BASTİKA

Bir yelken serenine veya herhangi bir ağaca açılan delik.

  -   -   -  

Anlamında TİKA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TİKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FRAKSİYON

Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.

İNANÇLI

İnancı olan, imanlı, itikatlı, mutekit.

İNANÇ

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti. Birine duyulan güven, inanma duygusu. Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat.

GELMEK

Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

İNAN

İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

ÇIĞIR

Çığın kar üzerinde açtığı iz. İz. Patika. Yeni bir biçim, yöntem veya yol.

ANTİKACI

Antika eşya, eser satan veya toplayan kimse.

GLASNOST

Açıklık politikası.

ANTİKACILIK

Antikacının yaptığı iş.

ANLAMA

Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

GEÇİŞ

Geçme işi. Herhangi bir durumdaki değişme, intikal. Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama. Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton. Ses organlarının bir durumdan ötekine geçmesi.

ANTİK

İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

GAZETE

Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın. Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer.

FEDERASYON

Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi. Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

DİPLOMAT

Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü.

DOĞRULTU

Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

BİREYCİLİK

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

GEÇİŞİM

Geçişme işi, tedahül. Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal. Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz.