Kelimeler arşivi içinde; başında "teye" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. teye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu teye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde teye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TEYELLENMEK
TEYELENMEK, TEYELLEMEK, TEYELLENME
TEYELLEME
TEYEMMÜM
TEYELLİ, TEYELTİ, TEYEMEK
TEYEK, TEYEL, TEYET
TEYE
TEYE
Destek. Destek, dayak.
TEYELLİ
Teyelle tutturulmuş, teyellenmiş. Üzerine teyel atılmış.
TEYELLENME
Teyellenmek işi.
TEYELLEME
Teyellemek işi.
TEYET
İplik çilesi. İplik, yün çilesi.
TEYEK
Asma yaprağı. Üzüm asmasının taze filizi. Üzüm kütüğü. Üzüm bağı. Asma budağı. Asma dallarının uç kısımları.
TEYELLEMEK
İki parçayı eğreti olarak seyrek dikişle elde dikmek, ilintilemek, ilgilemek.
TEYELENMEK
Yığılmak.
TEYELTİ
Binek hayvanlarında eğerin altına konulan keç. Kadınların alnındaki altın ya da gümüş dizisi. Sonradan sökmek üzere dikilen kalın, eğreti dikiş. Eğerin altında bulunan keçe. (Senirkent Isparta).
TEYEMEK
Düşürmeyecek biçimde sıkıca, dikkatli tutmak. Yeni ayakkabının dikiş yerlerinin üstünden bir kez daha dikmek. Dikkatle bakmak.
TEYEMMÜM
Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak, kum vb. şeylerle abdest alma.
TEYEL
Seyrek ve eğreti dikiş.
TEYELLENMEK
Kumaş teyelle tutturulmak, üzerine teyel yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CANIGÖNÜLDEN
İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten.
ALŞİMİ
Elementleri altına çevirmek isteyen bir iş alanı, simya.
DİNCİ
Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse.
ÇİLECİLİK
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme.
DESPOT
Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse. Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse, tiran. Zorba. Ortodoks Rumların din başkanları.
BEDHAH
Başkasının kötülüğünü isteyen, kötü yürekli.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ANTİSEMİTİZM
Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş.
ÇULLAMAK
Hayvana çul örtmek. Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak.
DALKAVUK
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BEDEL
Değer, fiyat, kıymet. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.
BİLİLTİZAM
Bile bile, bilerek ve isteyerek.
BİLGİÇ
Bilgili (kimse). Bilgisiz olmasına rağmen bilgili görünmek isteyen, bilgili geçinen (kimse).
EDİM
Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil. İnsan davranışı. Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz. Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
DİLENCİ
Geçimini dilenerek sağlayan kimse. Israrlı bir biçimde ve arsızca bir şeyi isteyen kimse.
BOĞASAK
Boğaya gelmiş veya boğa isteyen inek.