Kelimeler arşivi içinde; başında "tert" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. tert ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tert ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tert olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TERTİPLEYEBİLMEK
TERTİPLEYEBİLME
TERTİPSİZLİK, TERTİPLETMEK, TERTİPLENMEK
TERTİPLETME, TERTİPLİLİK, TERTİPÇİLİK, TERTİPLENME, TERTİPLEMEK
TERTİPLEME
TERTİPSİZ
TERTİPÇİ, TERTİBAT, TERTEMUZ, TERTEMİZ, TERTİPLİ
TERTELİ, TERTİBE
TERTİP, TERTOR
TERT
TERT
Bileşikte tersiyer grubun bulunduğunu gösteren ön ek.
TERTİPLETME
Tertipletmek işi.
TERTİPLEME
Tertiplemek işi.
TERTİPLETMEK
Tertipleme işini yaptırmak.
TERTİPLEYEBİLME
Tertipleyebilmek işi.
TERTİPLEYEBİLMEK
Tertipleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TERTEMUZ
Tertemiz, bk. tertemiz.
TERTİPLİLİK
Tertipli olma durumu.
TERTİPÇİ
Tertip eden, düzenleyen kimse. Bir amaca ulaşmak için kötü bir hareket veya durum düzenleyen kimse.
TERTİPLEMEK
Sıraya, düzene koymak, düzenli bir biçim vermek. Hile, düzen, komplo hazırlamak. Toplantı, seminer vb. düzenlemek, hazırlamak.
TERTİPLENMEK
Sıraya konulmak, düzene sokulmak. Düzenlenmek, hazırlanmak.
TERTİPÇİLİK
Tertipçi olma durumu.
TERTİPSİZ
Dağınık, düzene konmamış, düzensiz. Düzensiz bir biçimde. Savruk, dağınık, intizamsız (kimse).
TERTİPLENME
Tertiplenmek işi.
TERTİPSİZLİK
Tertipsiz olma durumu.
TERTİBAT
Düzen, düzenleniş. Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılmış olan ön hazırlıklar.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NİZAMLI
Düzenli, tertipli. Tüzüğe uygun.
DÜZENLEME
Düzenlemek işi, tertip, organizasyon. Düzene koyma, kodifikasyon, regülasyon. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılmış olan değişiklik, aranjman. Belirli bir düzene göre bir araya getirilmiş olan nesne, aranjman. Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılmış olan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi, kodifikasyon.
CİLLOP
Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.
NURLANDIRMAK
Nur gibi yapmak, parlak ve tertemiz bir duruma getirmek.
ELEKTROMEKANİK
Mekanik ögelerden oluşan ve bunların hareketiyle elektrikli unsurlara bağlı olarak uzakta bulunan aletlerin çalışmasını ve kontrolünü sağlayan tertibat.
GÖSTERTME
Göstertmek işi.
LEKESİZ
Lekesi olmayan, tertemiz. Namuslu.
KOMBİNASYON
Birleştirme. Tertip.
DÜZENSİZLİK
Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık.
NİZAMSIZ
Düzensiz, tertipsiz. Tüzüğe aykırı.
NİZAMSIZLIK
Nizamsız olma durumu, düzensizlik, tertipsizlik. Tüzüğe aykırılık.
DÜZENLENMEK
Düzenli, düzgün duruma getirilmek. Yapılmak, tertip edilmek.
YEPYENİ
Çok yeni, hiç kullanılmamış. Eskiyle bağlantısı olmayan. Alışılmamış, görülmemiş. Tertemiz. Tertemiz bir biçimde.
SİSTEM
Düzen. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni. Model, tip. Dizge. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Yol, yöntem.
DÜZENLİ
Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.
DÜZENSİZ
Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.
PİRÜPAK
Tertemiz, lekesiz.
DİZGİ
Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip.
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
ULAMA
Ulamak işi. Ulanan parça, ek, katkı, ilave. Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi, bağlama: Ayırt etmek, tertip etmek, art arda gibi. Ulanmış.