TARA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tara" olan, toplam 104 adet kelime bulunmaktadır. tara ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tara ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

TARAFSIZLAŞTIRMAK

16 harfli kelimeler

TARAFSIZLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

TARAKLIMAKAS, TARANABİLMEK, TARATABİLMEK, TARAYABİLMEK

11 harfli kelimeler

TARAFGİRLİK, TARAFSIZLIK, TARAFTARLIK, TARAKDİKENİ, TARANABİLME, TARAŞTIRMAK, TARATABİLME, TARATTIRMAK, TARAYABİLME, TARAYICILIK, TARAZLANMAK

10 harfli kelimeler

TARAFINDAN, TARAFLILIK, TARAFSIZCA, TARAKÇILAR, TARAKÇILIK, TARAKLAMAK, TARAKLILAR, TARAKSAKUM, TARAKTONOZ, TARANAAĞIZ, TARASLAMAK, TARAŞLAMAK, TARATTIRMA, TARAZLAMAK, TARAZLANMA

9 harfli kelimeler

TARABULUŞ, TARAKDİŞİ, TARAKLAMA, TARANAĞIZ, TARANIMAK, TARANKEDİ, TARANTULA, TARAŞAĞIZ, TARAŞLAMA, TARAVETLİ, TARAZIMAK, TARAZLAMA

8 harfli kelimeler

TARAFDAR, TARAFEYN, TARAFGİR, TARAFSIZ, TARAFTAR, TARAKÇIL, TARAKÇIN, TARAKÇIR, TARAKDİŞ, TARAKLIK, TARAKOTU, TARAKSIZ, TARAKTAN, TARAKTÖR, TARALMAK, TARANMAK, TARASSUT, TARAŞMAK, TARAŞMAN, TARATMAK, TARAYICI, TARAZSIZ

7 harfli kelimeler

TARABUL, TARAFLI, TARAFLİ, TARAFLU, TARAKCI, TARAKÇI, TARAKLI, TARAKSI, TARAMAK, TARANCI, TARANGA, TARANIŞ, TARANMA, TARANTI, TARAŞÇI, TARATIŞ, TARATMA, TARATOR, TARAVET, TARAYIŞ, TARAZLI

6 harfli kelimeler

TARABA, TARABI, TARAÇA, TARAKA, TARALI, TARAMA, TARANA, TARATO

5 harfli kelimeler

TARAF, TARAK, TARAL, TARAN, TARAS, TARAŞ, TARAV, TARAZ

4 harfli kelimeler

TARA

Bazı kelimelerin anlamları

TARA

1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

TARAFSIZLAŞTIRMA

Tarafsızlaştırmak işi, nötralizasyon.

TARAYABİLMEK

Tarama imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARAFSIZLIK

Yansızlık.

TARATTIRMAK

Taratma işini yaptırmak.

TARANABİLMEK

Taranma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARATABİLMEK

Taratma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TARAYABİLME

Tarayabilmek işi.

TARAKLIMAKAS

Dişli berber makası. (Bursa; Aksaray Niğde).

TARAFSIZLAŞTIRMAK

Tarafsız duruma getirmek.

TARANABİLME

Taranabilmek işi.

TARAKDİKENİ

Ağrı ve sızıları gidermeye yarayan bir çeşit dikenli bitki. Saç taramaya yarayan bir çeşit diken.

TARATABİLME

Taratabilmek işi.

TARAFGİRLİK

Tarafgir oalma durumu.

TARAŞTIRMAK

Araştırmak.

TARAFTARLIK

Yandaşlık.

  -   -   -  

Anlamında TARA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLAŞIK

Aralarında anlaşma bulunan taraflardan, kimselerden biri.

AMMA

Ama. Yanına getirildiği kelimenin anlamına aşırılık katarak şaşma veya hayranlık anlatan bir söz.

AKBALIK

Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

AKBASMA

Katarakt.

AMBULANS

Cankurtaran.

ALKARNA

İstiridye, midye, tarak vb. kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan, ağız kısmı demirden bir ağ.

ANLAŞMAZLIK

İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

APIŞ

Butların iç tarafı.

ALFABE

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.

ANGIÇ

Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AKSU

Katarakt. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.