Kelimeler arşivi içinde; başında "tapla" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. tapla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tapla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tapla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAPLABUÇA, TAPLANMAK, TAPLATMAK
TAPLAMAK
TAPLAĞI, TAPLAMA
TAPLAK, TAPLAN
TAPLA
TAPLA
Üstünde yemek de yenilen yuvarlak hamur tahtası. Kasnağa geçirilmiş hayvan derisinden yapılan, un ve benzerleri şeyler konulan deliksiz kalbur. 1.Ekmeği korumaya yarayan fıçı biçimindeki, kapaklı bir kap, ekmeklik. 2.Yassı tahta. 3.Kısa kıydı, büyük sini. Üstünde yemek yenilen, yufka açılan tahta sofra.
TAPLAK
1.Tepe ya da dağ üstündeki düzlükler. 2.Düz, dümdüz yer : Öyle bir harman yeri hazırladım ki taplak mı taplak. Düzlük, düz alan.
TAPLABUÇA
Doğrama kapılarda lamba açmakta kullanılan araç. (Maraş).
TAPLAN
Mide bozukluğu.
TAPLAMAK
1.Saptamak : Yerini iyi tapladın mı? 2.Kestirmek : İyi taplamışım, dediğim çıktı. 3.Bir işin olabileceğine inanmak, aklı yatmak : Nihayet bu işi yapacağına aklı tapladı. 4.Sahip çıkmak, malımsımak : Evimden çıkmıyor, taplı. Hamur topağını biraz açmak. Kimseye sezdirmeksizin bakmak. Bir şeyin olacağını kestirmek, farkında olmak. kabûl etmek. El ie yavaş yavaş üzerine vurmak. Razı olmak, kabul etmek, istemek, muvafık görmek.
TAPLAMA
Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Bir çeşit sac ekmeği. kabûl.
TAPLANMAK
Ezilip yassılaşmak.
TAPLAĞI
Takunya.
TAPLATMAK
Benimsetmek, inandırmak: Ona toplatacağım ki bu tarlayı benden başkası süremez.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAPLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞEMSE
Yazma kitapların cildine, baş sayfalarının üst bölümüne veya kumaşlara, kapı, pencere vb. yerlere işlenen veya çizilen güneş biçiminde süs.
KİTAPLIK
Kitapların yerleştirildiği raflardan oluşan mobilya, kütüphane. Kitap yapmaya elverişli. Evlerde ve iş yerlerinde içinde kitapların bulunduğu oda. Kitap olabilecek kadar. Belli bir sayıda kitabı olan. Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş, kütüphane, bibliyotek.
SUPARA
Osmanlı Devleti'nde okul kitaplarının genel adı.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
BRAKET
Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
SIRT
Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Kesici araçların kesmeyen kenarı. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.
KAMBURA
Kitapların ciltlenmesiyle sırt bölümünde oluşan yuvarlaklık.
KATALOG
Kitaplıktaki kitapları veya belli bir daldaki gereçleri, nitelikleri bakımından tanıtmak, arandıklarında bulunmalarını sağlamak amacıyla, yer numaraları belirtilerek hazırlanmış kitap, defter veya fişten oluşan bütün, fihrist. Kitabevi, yayınevi, kurum vb. kuruluşların yayınlarını, ürettikleri malları, eşyaları tanıtan, gösteren liste veya kitap, fihrist.
CİLTÇİ
Kitapları ciltleyen kimse, mücellit. Ciltevi.
KİTABİ
Kitapla ilgili. Kitaba uygun. Kitaba bağlı kalan, özgür düşünemeyen (kimse). Düzgün, dil bilgisi kurallarına uygun (anlatım). Kuru, sıkıcı (anlatım).
BAP
Kapı. Kitaplarda bölüm, başlık. Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri. Konu, husus.
KİTAPSEVER
Öz ve biçim yönünden iyi nitelikli kitapları seçen, kitaba tutkuyla bağlı (kimse), bibliyofil.
PÜRİTEN
Kutsal kitapları yeniden ve değişik bir anlayışla okumaya özen gösteren.
NESİH
Kaldırma, hükümsüz bırakma. Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü.
TARİHÇİ
Tarihsel konular üzerinde araştırmalar yapan, tarih kitapları yazan kimse, müverrih. Tarih öğretmeni.
MİNYATÜR
Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı. Bu biçimde yapılmış küçük resim. Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri.
EVRAK
Resmî kurumlarda işlem gören belgeler. Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları. Yazılmış kitaplar, mektuplar ya da yazılar.
MIKLEP
Ciltli kitapların sol cilt kapağında bulunan ve okunmakta olan yeri belli eden, ucu üçgenimsi, katlanabilir parça.