Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tamak" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tamak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tamak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tamak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇINGIŞTAMAK
KIMIŞTAMAK, GIĞIŞTAMAK, FİĞIŞTAMAK, GIMIŞTAMAK, GULUNTAMAK, DIVIŞTAMAK, DAVIŞTAMAK, DAĞIŞTAMAK, CAĞIŞTAMAK, KAĞIŞTAMAK, KIĞIŞTAMAK
ŞALTAMAK, SIHTAMAK, MAKTAMAK, MAHTAMAK, TABTAMAK, ŞAPTAMAK, YAŞTAMAK, TAFTAMAK, TAKTAMAK, TAPTAMAK, TARTAMAK, TOFTAMAK, TOHTAMAK, TOKTAMAK, KAYTAMAK, SAPTAMAK, YASTAMAK, HIŞTAMAK, HILTAMAK, DOKTAMAK
ÇATAMAK, TUTAMAK, ALTAMAK, ARTAMAK, KOTAMAK, DUTAMAK, POTAMAK, PATAMAK, HOTAMAK
OTAMAK, ATAMAK
TAMAK
TAMAK
Hafif ve yumuşak bir çeşit ayakkabı, mest. Tanık. 1.Gerdan. 2.Boğaz. Üst damak, damak. Damak.
ÇINGIŞTAMAK
Maden şeyler ses çıkarmak, şıngırdamak.
FİĞIŞTAMAK
Yavaş yavaş kaynamaya başlamak.
ŞALTAMAK
Aralanmak, gevşemek: Bu kazak şaltadı.
SIHTAMAK
Sıkıştırmak; bir işçiyi, bir borçluyu sıkıştırmak.
KIĞIŞTAMAK
Kuru yapraklar ve sert cisimler birbirine dokunarak ses çıkarmak.
KAĞIŞTAMAK
Çok kuruyarak katılaşmak. Kuru şeyler birbirine değerek ses çıkarmak.
DIVIŞTAMAK
Yavaş yavaş, sessiz sessiz yürümek.
GIMIŞTAMAK
Gülümsemek.
KIMIŞTAMAK
Kımıldamak, kıpırdamak.
CAĞIŞTAMAK
Kuru yaprak, kuru bitki ses çıkarmak, hışırdamak. Para, zincir, çakıltaşı gibi cisimler birbirine çarparak ses çıkarmak, şakırdamak.
GIĞIŞTAMAK
Kurumuş ağaç kabuğu, kâğıt ve benzerleri şeyler birbirine sürtünerek ses çıkarmak, Hışırdamak.
GULUNTAMAK
At, eşek ve benzerleri hayvanlar doğurmak.
DAĞIŞTAMAK
Yürürken hafif ses çıkarmak, tıpırdamak.
MAKTAMAK
Methetmek.
DAVIŞTAMAK
Hafif ses, hışırtı çıkarmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NASBETMEK
Atamak.
ADÇEKME
Yarışçıların deneme sıralarını, koşucuların koşaklarını saptamak için yapılan düzenleme işlemi. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı ya da karşılama hakkı için öncelik sağlayan eylem. Oyunun başlangıcında oyuncular arasında yarıalan seçimi ve başlama atışı hakkı için öncelik sağlayan eylem. Aynı ağırlık sınıfında karşılaşacak yumrukoyuncularının eşleştirilmesi için ad ya da numara çekme işi.
İLİŞTİRCİK
Kapılarda kullanılan ağaç tutamak. (Kandilli Bozüyük Bilecik).
YASTAMA
Yastamak işi.
DİZİLÖLÇÜM
Salt yandaş, yansız, karşıt gibi geniş konumları saptamakla kalmayarak aynı zamanda arada yer alan alt bölümlenmeleri de belirleyebilen ölçüm.
DÖNDERCEK
Tavada kızarmakta olan böreği ters çevirmekte kullanılan tutamaklı düz bakır. (Beyceli Fatsa Ordu).
HİYİKLEMEK
Belgilemek, saptamak. İnsan ya da hayvan ürkerek başını dik tutup bakınmak.
OTALAMAK
Zehirlemek, ağılamak. Otamak.
TUTAMAÇ
Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.
GULAKLI
İki tarafında tutamakları bulunan tahta rende.
ALAMAK
Kızarmak. Alev: Atamak alamak yanıyor. Ağlamak.
GETİRMEK
Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.
SAPTAMA
Saptamak işi, tespit. Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi.
ANSITAÇ
Bir görüşme sırasında beliren durumları saptamak ve ilerde anımsamayı sağlamak üzere tutulan yazım.
ATAMA
Atamak işi, tayin, nasıp.
İNCELEM
Bir konuyu incelemek ya da bir durumu saptamakla görevlendirilen kişice hazırlanmış, yazılı açıklama ve görüşler.
BEYYİNE
Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.
KALDIRMAK
Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.
DİMİÇUVAL
Yan taraflarında tutamak yerleri olan uzun deve çuvalı. (Garip Senirkent Isparta).
OTAMA
Otamak işi, tedavi.