Kelimeler arşivi içinde; başında "tamam" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. tamam ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tamam ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tamam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TAMAMLAYIVERMEK, TAMAMLAYABİLMEK, TAMAMLATABİLMEK, TAMAMLANABİLMEK
TAMAMLATABİLME, TAMAMLAYIVERME, TAMAMLAYABİLME, TAMAMLATTIRMAK, TAMAMLANABİLME
TAMAMLATTIRMA
TAMAMLANMAK, TAMAMLAYICI, TAMAMLATMAK
TAMAMLANIŞ, TAMAMINCAZ, TAMAMLAYIŞ, TAMAMLAYAN, TAMAMLATMA, TAMAMLAMAK, TAMAMLANMA
TAMAMLAMA, TAMAMİYET, TAMAMIYLA
TAMAMEN
TAMAM
TAMAM
Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Evet. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru.
TAMAMLAYIVERME
Tamamlayıvermek işi.
TAMAMLAYABİLME
Tamamlayabilmek işi.
TAMAMLATTIRMAK
Tamamlatma işini yaptırmak.
TAMAMLANMAK
Eksiksiz duruma getirilmek, tamam olmak, bütünlenmek. Bitirilmek.
TAMAMLANIŞ
Tamamlanma işi.
TAMAMLANABİLME
Tamamlanabilmek işi.
TAMAMLAYABİLMEK
Tamamlama imkânı veya olasılığı bulunmak. Tamamlamayı becerebilmek.
TAMAMLATABİLMEK
Tamamlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TAMAMLAYICI
DNA çift ipliğinin ayrılarak her birinden yeniden çift iplikli DNA oluşması için tamamlayıcı nükleotitlerin bu ipliklere bağlanması. Bir reaksiyonun olabilmesi için enzimle substratın anahtar kilit ilişkisi gibi iki molekülün birbirini bütünlemesi. Komplementer.
TAMAMLAYIVERMEK
Çabucak bitirmek, tamamlamak.
TAMAMLATABİLME
Tamamlatabilmek işi.
TAMAMLATMAK
Eksiğini yerine koydurmak, bütünletmek. Bitirmesini sağlamak.
TAMAMLATTIRMA
Tamamlattırmak işi.
TAMAMINCAZ
1.Hani, hani ya. 2.Demin, az önce: Taman seni aradım bulamadım. 3.Değil mi. 4.Görünüşe göre, anlaşılan, sanılır ki.
TAMAMLANABİLMEK
Tamamlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAMAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
BÜTÜNLETMEK
Bütün durumuna getirmek, tamamlatmak.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
BİJUTERİ
Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı. Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası.
BÜTÜNLÜK
Bütün olma durumu, tamamiyet.
BÜTÜNLEME
Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal. Bütünleme sınavı.
BAĞIMLAŞMAK
Bir şeye veya bir kimseye tamamen bağımlı olmak.
BOMBOŞ
Büsbütün, tamamen boş.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
BÜTÜNLEMEK
Eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak. Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek.
ARMONİZE
Tamamlayıcı sesler eklenmiş (müzik parçası).
BÜTÜNLENMEK
Bütünleme işine konu olmak, ikmal edilmek, tamamlanmak.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
BÜSBÜTÜN
İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli.
BİLEŞİM
Bileşme işi. İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip. Bileşme sonucu oluşan cisim. Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ÇIRILÇIPLAK
Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan. Çok açık bir biçimde. Bitki örtüsü bulunmayan.
BİTİRMEK
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.
DAĞILIM
Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.