Kelimeler arşivi içinde; başında "tala" olan, toplam 66 adet kelime bulunmaktadır. tala ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tala ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tala olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TALAKISELASE
TALAŞLANMAK, TALARLANMAK, TALAZLANMAK
TALAZLAMAK, TALANCILIK, TALANLAMAK, TALASIRMAK, TALAZLANMA, TALAĞAURUV, TALAŞLAMAK, TALAŞLANMA, TALAŞMALAŞ
TALAZOĞLU, TALAŞLAMA, TALAYKURT, TALANLAMA, TALAMİKUS, TALAZIMAK
TALASEMİ, TALAŞLIK, TALAZMAK, TALAZLIK, TALAŞMAK, TALAŞMAN, TALAYKOÇ, TALAYKAN, TALASLIK, TALATMAK, TALAYHAN, TALAYKUT, TALAVART, TALAYMAN, TALANMAK, TALAMBIÇ, TALAMBUÇ
TALATUR, TALAYER, TALAVUZ, TALAMUS, TALAGAN, TALAŞIR, TALAKAT, TALASİN, TALAMAH, TALASAN, TALAMAK, TALANCI
TALAŞA, TALAZA, TALAKA, TALAHA, TALAGU, TALABE
TALAY, TALAV, TALAT, TALAŞ, TALAS, TALAR, TALAZ, TALAN, TALAK, TALAF, TALAB
TALA
TALA
1.Tarla. 2.Ormanların ortasındaki boş, ağaçsız yerler. 3.Dağ sırtlarındaki basamaklar. Ufak dalgacıklar. Bulut parçaları. Kırkılmış koyun, keçi. Dalgıç. Kumar oynayanlardan alınan kağıt yıpranma parası. Tarla.
TALASIRMAK
1.Heyecanlanmak. 2.Sıcaktan ya da yorgunluktan yüreği daralmak, sıkışmak. Soluk soluğa kalmak.
TALAŞLANMAK
Talaş dökülmek.
TALAZLANMAK
Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.
TALAŞMALAŞ
Küçük, yabanıl elma.
TALAZLAMAK
Yiyecekleri yağda hafifçe kavurmak. Ürün kaldırıldıktan sonra dökülen tanelerden ertesi yıl yeniden ürün almak.
TALAĞAURUV
Şarbon hastalığı.
TALAZOĞLU
Sivas şehrinde, Gemerek ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TALAŞLAMAK
Talaş dökmek.
TALANCILIK
Talancının yaptığı iş.
TALAZLANMA
Talazlanmak işi.
TALAKISELASE
Mecelle'ye göre, kocanın ayrı ayrı üç kez veya bir arada üç kez karısını boşadığını bildirmesiyle gerçekleşen boşanma.
TALANLAMAK
Dağıtmak.
TALAŞLAMA
Talaşlamak işi.
TALAŞLANMA
Talaşlanmak işi.
TALARLANMAK
Dalgalanmak : Koyunlar talarlandı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞDADİ
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.
AVRUPA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
APTALCA
Biraz aptal, alık salık. (apta'lca) Aptala yaraşır nitelikte, aptal gibi, aptalcasına.
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
AVUSTRALYA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri. Bu kıtada yer alan bir ülke.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
AFRİKA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
AMELİYATHANE
Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.
ALYAN
Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet.
ARMUZ
Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
ALİTERASYON
Şiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
ANDIRIŞ
İki şey arasında bazı noktalardaki uygunluk, benzerlik durumu, temsil.
AKUPUNKTUR
Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
AVERAJ
Ortalama. Sayı farkı.
ASYA
Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.