SIRT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sırt" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. sırt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sırt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sırt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

SIRTLAYABİLMEK, SIRTANTANGILIÇ

13 harfli kelimeler

SIRTLAYABİLME, SIRTLANGİLLER

12 harfli kelimeler

SIRTLANKILIÇ

11 harfli kelimeler

SIRTINKILIÇ

10 harfli kelimeler

SIRTLANTAY, SIRTLANMAK, SIRTIYARMA

9 harfli kelimeler

SIRTARMAK, SIRTISIRA, SIRTIKARA, SIRTLAMAK, SIRTÇILIK, SIRTARMAH, SIRTLANMA, SIRTPINAR

8 harfli kelimeler

SIRTLAMA, SIRTÜSTÜ, SIRTDÜZÜ, SIRTARIK, SIRTARMA

7 harfli kelimeler

SIRTKÖY, SIRTOBA, SIRTMAÇ, SIRTLIK, SIRTBEY, SIRTLAN, SIRTLAK

6 harfli kelimeler

SIRTÇI, SIRTAR, SIRTAP, SIRTAN, SIRTIK, SIRTAK

5 harfli kelimeler

SIRTI

4 harfli kelimeler

SIRT

Bazı kelimelerin anlamları

SIRT

Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. Kesici araçların kesmeyen kenarı. Bir şeyin üstü, üst bölümü. Dağların veya tepelerin üst bölümü. İnsanın üstü. Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm, göğüs karşıtı.

SIRTARMAK

Sırıtmak. Açıkta kalarak görünmek. Diklenmek, karşı koymak. Karşı koymaya hazırlanmak.

SIRTLANMAK

Sırtlamak işi yapılmak. Sorumluluk almak, üstüne almak.

SIRTLAYABİLME

Sırtlayabilmek işi.

SIRTLAYABİLMEK

Sırtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

SIRTLANGİLLER

Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren birçok türü içine alan etçil hayvanlar familyası.

SIRTÇILIK

Taşıyıcılık.

SIRTLAMAK

Sırtına alıp yüklenmek. Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak.

SIRTLANKILIÇ

Bukalemun.

SIRTANTANGILIÇ

Bukalemun.

SIRTARMAH

Sırtarmak.

SIRTISIRA

Arkasından, izinden.

SIRTINKILIÇ

Bukalemun.

SIRTIKARA

Bir tür lüfer.

SIRTLANTAY

Bacakları ve gözleri sarı, tüyleri koyu renkli bir kuş.

SIRTIYARMA

Sığırlarda görülen bir hastalık, şarbon hastalığı.

  -   -   -  

Anlamında SIRT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SIRT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASKINTI

Başkalarının sırtından geçinen (kimse). Karşı cinsi rahatsız eden (kimse).

BRAKET

Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

ASALAK

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.

BEL

İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.

BELLEME

Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.

ARKALIK

Sırt dayamaya yarayan yer. Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü. Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç.

ANDIK

Sırtlan.

BOYUN

Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

ÇİVİYUKARI

Yağlı güreşte hasmı ayaklarından yakalayıp tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirerek yenme biçimi.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

ARKALIKLI

Arkalığı, sırt dayayacak yeri olan.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

AKSIRTMA

Aksırtmak işi., hapşırtma.

BASEN

Vücudun bel ile kalça arasındaki bölümü. Kıtasal uzantıdan okyanus ortası sırtlarına kadar devam eden ve 4000-5000 metre derinliği olan deniz dibi.

ARDILMAK

Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.

ASKILIK

Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

ARKAÇ

Ağıl. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgâr almayan kuytu yer.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.