Sonu SÜRAT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sürat" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sürat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında sürat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sürat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SÜRAT

Hızlılık, çabukluk, ivinti. Hız. Bir cismin aldığı yolun (yön belli olamyan) zamana oranı yani hızın büyüklüğü.

TEESSÜRAT

Acılar, üzüntüler, sıkıntılar.

  -   -   -  

Anlamında SÜRAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÜRAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İVİNTİ

Çabukluk, hız, sürat.

SÜRATLENME

Süratlenmek işi.

YALABIDAK

Çabucak. Birdenbire, şimşek gibi bir süratle.

SÜRATSİZ

Sürati olmayan.

HIZLIER

Çabuk, süratli kimse.

KERATOAKANTOM

Keratin içeren, orta kısmında krater benzeri bir delikle deri yüzeyine bağlantılı iyicil, süratle büyüyen kistik bir tümör, intrakutan kornifiye epitelyom.

PREPROTEİN

Proproteini veya işlevi yapan proteini vermek üzere terminal bölgesi süratle parçalanan geçici, öncü protein.

SÖYKELMEK

Dikilmek, hafifçe doğrulmak : Yılan süratle giderken birdenbire söykeldi. Bağırmak.

YELEĞEN

Topraktan yapılmış su testisi. İvecen, canı tez, telâşla ordan oraya gidip gelen. Köpek. Tazı, av köpeği. Çok yelen, hızlı koşan, süratle giden. Uşak şehri, Eşme ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YELDAN

Hızlı, süratli.

HIZLILIK

Hızlı olma durumu, sürat.

TRANSPOZİSYON

Bir genin, bulunduğu kromozom üzerinde yer değiştirmesi. Genomun bir parçasının bulunduğu yerden bir sıçrama ile başka bir yere kolaylıkla ve süratle yerleşmesi ve bu arada kromozom yapısında dikkate değer bir değişiklik olmaması olayı. DNA transpozisyonu.

HIZ

Çabukluk, sürat. Bir hareketten doğan güç, şiddet. Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat. Çaba, güç, gayret, takat.

SÜRATLENDİRME

Süratlendirmek işi.

TEZ

Çabuk olan, süratli. Sav. Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser. Süratli bir biçimde.

ÇABUKLUK

Çabuk olma durumu, hız, sürat.

SÜRATLENDİRMEK

Sürat vermek, hız kazandırmak, hızlandırmak.

HIZLI

Çabuk, seri, süratli. Çabucak. Uçarı, çapkın, hovarda. Güç kullanarak.

MOMENTUM

Bir cismin hareket miktarı, kütlenin sürat ile çarpımı. Hız, hızlılık.

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.