Kelimeler arşivi içinde; sonunda "stop" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu stop ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında stop olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde stop olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
FİLİSTOP
OTOSTOP
İSTOP, ISTOP
STOP
STOP
Telgraf ve telefonla olan haberleşmelerde cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılan bir söz.
FİLİSTOP
Düdük.
İSTOP
Ebenin topu havaya atması, diğerlerinin kaçışması ve ebe tarafından diğer oyuncuların topla vurulması biçiminde oynanan bir oyun.
ISTOP
Çekmece ya da kapakları istenilen konumda durduran dayanak. Çekmecelerin çıkarak düşmesini önleyen eklenti.
OTOSTOP
Bir yayanın yoldan geçen bir otomobili durdurarak binmesi ve gideceği yere para vermeden gitmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde STOP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KETOKONAZOL
Mantarların ergosterol sentezini inhibe ederek etkili olan antifungal bir ilaç. Vücut dışı olarak dermatofitlerin çoğuna, kandida türlerine Blastomyces dermatitis, Coccidioides immitis ve Histoplasma kapsulatum'a etkiyen bir ilaç.
ENDOMETRİTİS
Döl yatağının endometriyum katının yangısı. Daha çok ineklerde görülür ve yüzey epitel tabakasında dökülme ve hafif hücre infiltrasyonuyla belirgindir. Klinik muayene ve histopatolojik bulgulara göre endometritis hafif, orta ve şiddetli veya I, II, III. derece ve piyometra olarak derecelendirilir.
HİSTOPLAZMOZİS
Monosit-makrofaj sisteminin hücre içi bir paraziti olan Histoplasma capsulatum tarafından oluşturulan, retiküloendoteliyal sistemin yaygın tutulumuyla belirgin, mantar hastalığı.
DONUZTOPU
Elleri bağlı olan bir kimsenin, bağlı olan ayaklarının, kollar arasından geçirilerek tostoparlak şekle getirilmiş durumu.
OTOSTOPÇULUK
Otostop yapma işi.
DENDRİT
Uyartıları (impuls) hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış sitoplâzmik uzantıları. Uyarıları hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış stoplazmik uzantıları, sinir hücresinin kısa olan uzantısı. Sinir hücresi gövdesinden çıkan, bir veya birden fazla sayıda, uyarıları diğer sinir hücrelerinden veya çevreden alıp perikaryona ileten, miyelin içermeyen oluşumlar, dendron. Sinir gözesinin ağaç dalı biçiminde olan ince uzantıları olup uyarmaları sinir gözelerine iletmeye yarar.
PROKARYOTLAR
Küçük ve basit yapılı hücreler olup DNA ya da RNA materyali bir zarla çevrili çekirdek içinde olmayan canlıları içine alan bir âlem. Prokaryota. Çekirdekleri bir zarla çevrili olmayan ve çekirdek materyali stoplazma içerisinde dağınık olan, küçük ve basit yapılı canlıları içine alan bir âlem, Prokaryota.
KORAGUS
Plautus komedyalarında, eserinin tam ortasında Aristophanes'de koronun Paraphase'de olduğu gibi, günlük olaylar üzerine seyircilere sözü alaylı olarak yöneltmesi gibi, yalnızca bir kişiyi konuşturması. (Örn. Curculio - Un Kurdu) Çoğunlukla da artık oynamayan ve yalnızca kostümleri ile dekorları bulunduğundan, bunları para karşılığında geçici olarak veren kimse.
SARKOPLAZMA
Kas hücresinin sitoplazması. Kas hücresinde myofibriller arasını dolduran sıvı, kas hücresi stoplazması. Kas hücresi sitoplâzması. Kas dokusunun telleri arasında bulunan ve sitoplâzmaya karşılık olan madde.
ASİDOFİL
Asit seven, asit boyalara karşı bir çekimi olan, asit ortamlarda yetişebilen. Eozinofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. Stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. Asit boyalarla kolaylıkla boyanabilen hücre, doku, mikroorganizma veya histolojik yapı. Asit ortamlarda iyi derecede üretebilebilen mikroorganizma. Ön hipofiz bezi lobundaki veya pankreas adacığındaki alfa hücresi. Asidofilik. Asit seven; asit boyalara karşı bir çekimi olan; asit ortamlarda yetişebilen.
PANSPOROBLASTİNA
Microsporea sınfında, Microsporida takımında bulunan Amblyospora, Pleistophora ve Thelohania cinslerini içeren parazitik protozoa alt takımı.
NÖTROFİL
Stoplazmasında nötral boyalarla boyanma özelliğine sahip tanecikler bulunan parçalı çekirdekli lökositler. Kanda akyuvarların çoğunluğunu oluşturan, sitoplazmasında menekşe renkte granüller içeren, çekirdekleri 2-5 parçalı olan ve etkin hareket yeteneği olan, bakteri enfeksiyonlarında fagositoz yeteneğiyle vücudun savunma sisteminin önemli bir parçasını oluşturan hücreler. Akut enfeksiyonların ilk döneminde, ateşli hastalıklarda, kanamalarda ve kötücül tümörlerde sayıları artar. Nötr boyalarla boyanan.
AGRONÜLOSİT
Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.
BİLEŞTİRİCİ
Ses bileştirme işini yöneten kimse. Düzlükteki çeşitli sestoplarların ve öbür ses kaynaklarının gönderdiği sesleri bileştiren, sesin düzey ve niteliğini denetleyen kimse; ses yönetim odasındaki ses yönetim masasında çalışır.
ENDOSARK
Protozoonlarda sitoplâzmanın iç tabakası. Protozoonlarda stoplazmanın iç tabakası.
OTOSTOPÇU
Otostop yapan kimse.
KESİCİ
Kesme işini yapan kimse. Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu, stoper. Kasaplık hayvanları kesen kimse. Kesme işinde kullanılan araç.
PSÖDOFARSİ
Atların histoplazmozisi.
DORABUÇ
Tostoparlak, şişman.
FAGOZOM
Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol. Bir partikülün yutulmasından sonra meydana gelen ve duvarı hücre zarından oluşan hücre içi vakuol. Fagosite edilen materyal ve hücre zarının invaginasyonuyla bir fagositik hücrede oluşan zar kaynaklı vezikül, fagositik vakuol, stoplazmik vakuol.