Kelimeler arşivi içinde; başında "savur" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. savur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu savur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde savur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
SAVURABİLMEK
SAVURABİLME, SAVURGANLIK
SAVURGANCA
SAVURTMAK
SAVURCAK, SAVURGAN, SAVURKAÇ, SAVURMAK, SAVURTMA, SAVURTUŞ, SAVURUCU
SAVURGU, SAVURMA
SAVUR
SAVUR
Mardin iline bağlı ilçelerden biri.
SAVURABİLMEK
Savurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVURABİLME
Savurabilmek işi.
SAVURTUŞ
Savurtma işi.
SAVURUCU
Harman savuran kimse.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
SAVURMA
Savurmak işi. Kol, bacak vb. vücut bölümlerinin ağırlıklarından yararlanarak omuz ve uyluk eklemleri çevresinde türlü yönlere doğru hızla çevirme.
SAVURTMAK
Savrulmasına sebep olmak, savrulmasını sağlamak.
SAVURGAN
Tutumsuz.
SAVURGANLIK
Tutumsuzluk.
SAVURCAK
Elek.
SAVURGU
Pekmez kaynatırken karıştırmaya yarayan delikli kepçe biçiminde sukabağı.
SAVURTMA
Savurtmak işi.
SAVURKAÇ
Akşamüstü çıkan sert yel : Savurkaç çıkmadan buğdayı gözerledik.
SAVURGANCA
Tutumsuzca.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAVUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TOZUTMAK
Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak. Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak. Kar, toz gibi savurmak. Aklını yitirmek.
PÜSKÜRMEK
Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak. Öfkeyi aniden dışarı vurmak. Yanardağ lav çıkarmak, indifa etmek.
MİRASYEDİ
Kendisine önemli bir miras kalan, mirasa konan kimse. Çok savurgan kimse.
AKDARMAH
Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek.
SALTO
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. Havada takla. Vücudun, ayakta duruştan yerinde ya da koşarak hız alıp sıçramasıyla, ellere dayanmadan havada enine ya da derinliğine ekseninde öne - arkaya - yana bir takla atarak ayaküstü gelmesi. Yerde, yüksek bir araçtan aşağı ya da bir araçtan bu yolla aşma biçiminde uygulanan türleri vardır.
VANTİLATÖR
Sıcak ve durgun havayı dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen alet. Motorlu taşıtların iç havasını değiştirmeye yarayan düzen. Mekanik veya elektronik bir aletin soğutma düzeneği. Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
TUTUMSUZ
Aşırı harcamalar yapan, savurgan, müsrif.
FAN
Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör. Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç.
YABA
Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı.
YUVARLAKLAŞMA
Düz ünlünün ünsüz etkisiyle yuvarlak oluşu: savırmak savurmak, kavışmak kavuşmak, yımışak yumuşak gibi.
İSRAF
Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni harcama, savurganlık.
HAR
"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.
PÜSKÜRTMEK
Püskürme işini yaptırmak. Geri dönmek zorunda bırakmak. Fışkırtmak. Hızla ve savurtarak çıkarmak.
TUTUMSUZLUK
Tutumsuz olma durumu, müsriflik, savurganlık.
SAVRULMAK
Savurma işi yapılmak. Dağılmak, saçılmak.
ALIZLAMAK
Cılız taneleri samandan ayırmak için savurmak. Zayıflamak.
YABALAMAK
Yaba ile atmak veya savurmak.
AKYÜREK
Temiz, iyi niyetli kimse. Elâzığ şehrinde, Palu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin ilinde, Savur ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
AKDARMAK
Bir şeyi altüst etmek, karıştırmak, savurmak, boşaltmak, devretmek, hatmetmek, çevirmek. Tarlayı sürerek toprağı kabartmak. İletmek, göndermek. Altüst etmek. Elden geçirmek. Nadasa bırakılacak tarlayı ilk kez sürme. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta). Dam toprağını değiştirmek ya da düzenlemek. (Acıpayam Denizli).