Kelimeler arşivi içinde; sonunda "satmak" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu satmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında satmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde satmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DUYUMSATMAK, DURAKSATMAK, KANIKSATMAK
ANIMSATMAK
TAVSATMAK, CAYSATMAK, GAKSATMAK, KAPSATMAK, SIRSATMAK
AKSATMAK, SUSATMAK, KESATMAK, PUSATMAK, TASATMAK, YASATMAK
SATMAK
SATMAK
Bir değer karşılığında bir malı alıcıya vermek. Bir yolunu bularak birinden ayrılmak. Bir kimse, kendini veya başkasını olduğundan daha önemli, yetkili ve değerli göstermek. Kendinde olmayan bir şeyi var gibi göstermek, taslamak. Bir çıkar karşılığında bir şeyi gözden çıkarmak, feda etmek.
AKSATMAK
Bir işi gereği gibi yürütmemek.
SUSATMAK
Susamasına yol açmak, susuz bırakmak. Zorluk, güçlük çıkarmak.
YASATMAK
Yaptırmak, kurdurmak, tertip, tanzim ettirmek.
ANIMSATMAK
Birisinin unuttuğu bir şeyi aklına getirmek, hatırlatmak. Birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak, uyarmak, hatırlatmak.
TAVSATMAK
Tavsamasına sebep olmak, yavaşlatmak, gevşetmek.
DUYUMSATMAK
Duyumsamasına sebep olmak.
TASATMAK
Gözetlemek, gizlice izlemek. Gözetlemek. Önemsemek, dikkate almak.
KESATMAK
Ayağı çelmelemek.
CAYSATMAK
Kibir, gösteriş, caka, nispet yapmak, öğünmek.
PUSATMAK
Hava bulutlanmak, kapanmak, puslanmak.
GAKSATMAK
Bozmak, kırmak, harap etmek.
DURAKSATMAK
Duraksama işini yaptırmak.
SIRSATMAK
Azmini gevşetmek, sarsmak.
KAPSATMAK
Kapsatma işini yaptırmak.
KANIKSATMAK
Kanıksama işini yaptırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SATMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSATMA
Aksatmak işi.
BAHÇIVAN
Bir bahçenin düzenlenmesi ve bakımıyla görevli kimse. Geçimini bahçe ürünlerini yetiştirip satmakla sağlayan kimse.
KOSTAKLANMAK
Zarif, kibar görünmeye çalışmak, çalım satmak, gösteriş yapmak.
KAZIKLAMAK
Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.
PAZAR
Satıcıların belirli günlerde mallarını satmak için sergiledikleri belirli geçici yer. Rize iline bağlı ilçelerden biri. Belli bir şeyin satıldığı yer. Alışveriş. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün. Tokat iline bağlı ilçelerden biri.
KAKALAMAK
Kakmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Sürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak. Kaka yapmak.
CAKALANMAK
Caka satmak.
SALAŞ
Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân. Uyumsuz, derme çatma, kötü görünen. Tahtadan yapılmış (baraka).
PİYASA
Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Ortalık. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.
DAYAMAK
Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
SATMA
Satmak işi.
ANIMSATMA
Anımsatmak işi, hatırlatma.
HOROZLANMAK
Kabadayı tavrı takınmak, çalım satmak.
İNEKÇİ
Sütünü ve süt ürünlerini satmak için inek besleyen kimse. Ezberci, ezberleyerek öğrenen öğrenci.
HATIRLATMAK
Anımsatmak.
SİFTAHLAMAK
Bir şeyi ilk kez satmak, siftah etmek. Turfanda bir şeyi ilk kez yemek.
DÜDÜKLEMEK
Aldatmak, kandırmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Değersiz bir şeyi çok değerliymiş gibi birine satmak.
SERGİLEMEK
Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak ya da satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek. Vermek veya sunmak.
AVURTLAMAK
Büyüklenmek, çalım satmak. Yüksekten atmak.