Kelimeler arşivi içinde; sonunda "salça" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu salça ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında salça olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde salça olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SALÇA
SALÇA
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos.
Bu bölümde tanımı içerisinde SALÇA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇERKEZTAVUĞU
Tavuk, hindi vb. kümes hayvanlarının etinden yapılmış olan ve salçasına dövülmüş ceviz, biber katılarak hazırlanan bir yemek.
CARA
Dişi hayvanın üreme organı. Bakırdan yapılmış, on iki, on üç litrelik zeytinyağı ölçüsü. Boğazı uzun adam. Toprak küp. Bir malın yıllık kirası veya vergisi. Sazın az telli ve küçük tiplisi. Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı. Dölyatağı, yavruyu saran zar, eş. Yavru. Sigara. İçine salça, erimiş yağ, pekmez ve zeytinyağı konulan içi sırlı küp. (Hassa Hatay; Gürün Sivas).
ÇÖZELEMEK
Yemeğe tuz, baharat, salça koymak, saçmak. Sökmek. Yamamak.
BANKE
İçine reçel, salça, ve benzerleri konan toprak kap. (Küllük Iğdır Kars).
GULAŞ
Etli, salçalı bir Macar yemeği.
EŞGİ
Üzüm şırasından yapılan, tadı ekşimsi bir çeşit tatlı. Ekşi. Limon. Salça. Eski türkçe ekşig: Ekşi (Erzincan Merkez).
ACIKA
Kırmızı biber ve cevizle yapılarak kahvaltıda yenilen, salça kıvamında bir yiyecek.
SALÇALI
Salça konmuş, içinde salça olan.
TERBİYE
Eğitim. Görgü. Hayvanı alıştırma. Araba hayvanlarının dizginleri. Eti, pişirmeden önce çeşitli baharatlar, yağ, salça vb. şeyler içinde bir süre bekletme. Bazı yemeklerin suyunu türlü yollarla koyulaştırma.
YAHNİ
Kavrulmuş soğan ve salça ile pişirilen, sade veya sebzeli et yemeği.
AKIT
Sidik. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. Salça. Taş kemer, kubbemsi taş tavan: Tavanları akıt evler soğuk olur.
SALÇALAMAK
Yemeklere salça katmak.
SALÇALAMA
Salçalamak işi.
SALÇALIK
Salça yapmaya elverişli. Salça yapmak için ayrılmış.
EKŞİ
Sirke veya limon tadında olan. Bu tadı veren şey. Uygunsuz, yakışıksız. Limon. Üzümden yapılan biraz ekşi pekmez. Domates salçası. Ham petrol, nafta ve benzin de olduğu gibi fazla miktarda kükürt ve kükürt bileşikleri(merkaptan veya hidrojen sülfür gibi) içerme durumu. Sirke(asetik asit), limon(sitrik asit) gibi besinlerdeki temel tat.
EŞİ
Ekşi. Salça. Yahu anlamında: Eşi get de. Nemli yerlerde biten bir çeşit ot.
TARATOR
Ceviz içi, sarımsak, tuz, ekmek içi, sirke ve tahinin limon suyu ile çırpılmasından sonra kıyılmış maydanozla hazırlanan salça veya sos.
AHIT
Salça. Şekerle yapılan koyu şerbet, ağda.
SALÇALANMA
Salçalanmak işi.
SALÇALANMAK
Salça durumuna gelmek.